TİYATRO-3

TİYATRO

1950 Sonrası Türk Tiyatrosu

1950 sonrasında Türk edebiyatında tiyatro yazarlarının sayısında da büyük bir artış, konularda çeşitlilik göze çarpar. Yazarlar daha çok toplumsal sorunları ele aldılar. Kimi yazarlar bireyden kimileri de olay ya da durumlardan hareketle sorunlara yönelerek bu sorunların nedenlerini nesnel bir şekilde irdelediler. 1950’lerde çok partili hayata geçilmesiyle birlikte devlet yönetimine ilişkin siyasal sorunlar da işlenmeye başlandı. Bu yıllarda Haldun Taner ve başka yazarların yeni biçim denemeleri yaptığı görülür.

1960’lar Türk tiyatrosunun en parlak ve hareketli dönemlerinden biriydi. Tiyatro eskiye göre daha özgür ortamda gelişiyordu. Özel tiyatroların artması ve politik hayattaki canlılığın tiyatroya yansımasıyla dinamik bir tiyatro yaşamı ortaya çıktı ve seyirci sayısı da arttı.  Akademik düzeyde tiyatro eğitimi yapıldı. Tiyatro sanatı konusunda bilimsel araştırmalar çoğaldı bir de tiyatro eleştirilerinin gelişti. Bu durumlar elbette Türk tiyatrosunun gelişmesine katkıda bulunmuştu. Bunun yanında yeni yazarlar yetişti, oyunların konuları çeşitlendi ve yeni türler denendi. Siyasal, ekonomik, kültürel açılardan önemli bir bilinçlenmenin yaşandığı bu dönemde, işçi ve köylü kesiminin sorunları ele alındı. Şiir diliyle yazılmış, konularını Osmanlı tarihinden, halk kahramanlarının yaşamlarından ve mitolojiden alan oyunlar da yazıldı. Güngör Dilmen, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Necati Cumalı gibi yazarlarımız bu tür eserler yazdı.  1960’ların sonlarına doğru ise siyasi içerikli belgesel oyunlar da yazılmaya başlandı. Geleneksel tiyatromuzun özelliklerinden yararlanarak ulusal Türk tiyatrosunu yaratma yolunda ciddi girişimler görüldü; Sermet Çağan’ın “Ayak Bacak Fabrikası”, Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” epik oyunları gibi değerli eserler yazıldı.  Bu yıllarda Ulusal Türk tiyatrosunu yaratma yolunda ciddi girişimler görüldü. Geleneksel tiyatro ile modern tiyatro sentezlenmeye çalışıldı.

Gelelim 1970’lere. Türk tiyatrosu ülkede yaşanan toplumsal ve siyasi olaylardan olumsuz etkilendi. Oyunlarda, önceki yıllarda işlenen konulara ek olarak Kurtuluş Savaşı, işçilerin sorunları, 12 Mart gibi konular işlendi. Bu dönemde daha çok yerli ve yabancı siyasi belgesel oyunlar sahnelenirken; bir yandan da gerçekçi köy oyunları, tarihî oyunlar, geleneksel Türk tiyatrosunun özelliklerine dayalı müzikli oyunlar, kabare oyunları, epik oyunlar yazıldı. Geleneksel Türk tiyatrosunun anlatım biçimlerini kullanmayı sürdüren Turgut Özakman ve Oktay Arayıcı ile epik türde yazdığı toplumcu gerçekçi oyunlarla ünlenen Vasıf Öngören bu dönemin öne çıkan yazarlarındadır.

1980’lerde ise oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşadı. Türk tiyatrosunda önceki dönemlerde görülen coşkunluk bu yıllarda görülmez. Oyun yazarları 12 Eylül sonrasında dönemin siyasi koşullarından dolayı güncel olaylardan ve toplumsal sorunlardan uzaklaşarak eski hikâyeleri, masalları, Osmanlı tarihinden değişik olayları ve kahramanları, ünlü adamların hayat hikâyelerini ve bireysel konuları ele aldılar.

Bu dönemin önemli tiyatro yazarlarından bazıları şunlardır: Refik Erduran,  Recep Bilginer, Güngör Dilmen, Başar Sabuncu, Dinçer Sümer, Bilgesu Erenus, Tuncer Cücenoğlu, Murathan Mungan, Ülkü Ayvaz, Ferhan Şensoy, Mehmet Baydur.

Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında konusunu tarihî olaylar ve tarihî şahsiyetlerden alan önemli oyunlar yazılmıştır. Bu oyunlar çoğu kez tarih biliminin verilerinden yararlanılarak çağdaş sorunlara değinen oyunlardır.

Cumhuriyet Dönemi tiyatro yazarları eserlerinde Türk tarihinin çeşitli boyutlarını işlemişlerdir. Orhan Asena, Turan Oflazoğlu gibi yazarlarımız tarihî oyunlarında psikolojik incelemelere ağırlık vermişlerdir. Güngör Dilmen, Nazım Kurşunlu, Refik Erduran gibi yazarlarımızın konularını tarihten seçtikleri eserleri vardır. 1970’ten itibaren güncel konulardan uzak durmaya çalışan yazarlarımızın tarihî şahsiyet ve olaylara daha çok itibar ettikleri gözlenmiştir.

Turan Oflazoğlu, birçok oyununda, olduğu gibi Osmanlı Dönemi’ndeki iktidar mücadelesinden hareketle çağımızın insan ilişkilerini ele alır. Hülya Nutku da “Tarihsel oyunlar, geçmişe duyulan özlem değildir; kimi kez geçmişle bir hesaplaşma, kimi kez yalnızca geçmişten bir yaprak, bir tattır, bazen de bugün adına bir sestir.” der.

Radyo tiyatrosu

Edebiyat ve tiyatro sanatından beslenen radyo tiyatrosu, radyonun olanakları ve sınırları içerisinde, radyonun malzemeleri kullanılarak yazılan ve kendine özgü sanatsal bir anlatı formu olan dramatik eserlerdir. Sese dayalı bu eserde diyaloglar önemli bir yer tutar. Şahıs kadrosu sınırlıdır. Zaman ve mekân geçişleri müzik ve efekt kullanılarak yapılır. Radyo tiyatrolarında cümleler kısa, açık ve anlaşılırdır.

Dünya Edebiyatında Tiyatro

Bu terim genellikle “temsil edilen eser” anlamında kullanılan Yunanca “theatron” sözcüğünden gelmektedir. Çünkü günümüzdeki anlamıyla çağdaş (modern) tiyatronun başlangıcı eski Yunan da Bağ Bozumu Tanrısı Dionysos (Diyanizos) adına yapılan dinsel törenlere dayanmaktadır. Bu törenlerde keçi postuna bürünen insanlar koro hâlinde şarkılar, şiirler söyler; dans ederlerdi. Thespis (Tespis – bazı kaynaklarda Tepsis-) adında bir şair, MÖ 6. yüzyılda koronun karşısına bir oyuncu (aktör) çıkararak klasik tiyatroda diyaloğu başlatmıştır. Daha sonra Aiskhylos (Ayklos) ikinci oyuncuyu, Sophokles (Sofokles) ise üçüncü oyuncuyu sahneye koronun karşısına çıkarmıştır. Euripides (Öripides) de eserleriyle tiyatronun gelişmesine katkı sağlamıştır. Böylece klasik tiyatroda koro, giderek önemini yitirmiş ve modern tiyatronun temelleri atılmıştır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İndirin, Açık Lise Sınavları Sorun Olmaktan Çıksın!


Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın