18 -19. Yüzyıl Felsefesinin Ortaya Çıkışı

18 -19. Yüzyıl Felsefesinin Ortaya Çıkışı

18-19. yüzyıl felsefesi, 15. yüzyılla başlayan bir sürecin birçok alanda sonuçlarının yaşandığı dönemi işaret etmektedir. Bilim, teknik, sanat ve felsefede birçok ürün ortaya konmuş ve toplumsal yapıda dönüşümler yaşanmıştır. Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler yeni bir ekonomik sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu yeni sistem; yeni bir kültürel yaşantıya yol açmış, yönetim biçimlerini etkilemiş ve değişime zorlamıştır. Sistemle birlikte insanların istek ve ihtiyaçları da değişmiş, farklı sanatsal etkinlikler yapılmaya başlanmıştır.



Konuyla İlgili Sorular:

Açık Lise (126) Felsefe 4 Testi (Temmuz 2019)

Açık Lise Felsefe 4 Testi (Nisan 2019)

Açık Lise Felsefe 4 Testi (Aralık 2018)

Bu dönem filozofları; daha çok siyaset, ahlak ve bilgi alanında düşünceler geliştirmiştir. Siyaset felsefesinde hayatın dinamiklerini açıklayacak ve toplumsal düzeni daha iyi taşıyacak fikirler üretmeye çalışmışlardır. Değişen toplumsal yapının farkına varıp ahlaki kuralların üzerine eğilmişlerdir. Bilimin ilerlemesiyle birlikte yöntem kazanarak çoğalan bilginin doğasına yönelik sorgulamalar yapılmıştır.

Bu çağ, yeni felsefi akımların öne çıktığı çağdır. 18-19. yüzyıl felsefesi, kendinden önceki felsefelere dönüşü ve onları yeniden yorumlamayı içerdiği kadar bilim ve sanat gibi önemli alanların gelişimine de katkı sağlamıştır.

Bu ünitenin ilk konusunda 18-19. yüzyıl felsefesini hazırlayan düşünce ortamını açıklamak için bir önceki dönem felsefesinin bu dönem üzerindeki etkilerine değinilecektir.

Ünitenin ikinci konusunda 18-19. yüzyıl felsefesi karakteristik özelliklerini açıklamak için ilk önce dönemin temel özellik ve problemleri üzerinde durulacak, ardından döneminin dil ve edebiyatla ilişkisi anlatılacaktır.

Ünitenin üçüncü konusunda örnek felsefi metinlerden hareketle bu çağ filozoflarının felsefi görüşleri analiz edilecektir.

Ünitenin son konusunda 18-19. yüzyıl felsefesindeki örnek düşünce ve argümanları felsefi açıdan değerlendirebilmek için J. J. Rousseau’nun “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur.” sözünden hareketle özgürlük problemi tartışılacak, ardından günlük hayatta kullanılan bilgilerde aklın ve deneyin rolüne ilişkin özgün bir metin yazılması istenecektir.

18-19. yüzyıl felsefesi, bireysel ve toplumsal olarak Batı’da aydınlanmanın yaşandığı dönemdir. Aydınlanma, kelime anlamı olarak bir şeyi netleştirmek için onun üzerinde düşünmek, onu açığa çıkarmak olarak düşünülebilir. Bu dönem düşünürleri aklı ön planda tutarak toplumu aydınlatmaya çalışmışlardır. Bu çağda insanın aklı sayesinde tüm sorunlardan kurtulabileceği ve toplumsal olarak ebedî barışa ulaşabileceği düşüncesi hâkimdir. Bu çağ, “Akıl Çağı” olarak da isimlendirilir.

17. Yüzyıl

G. Berkeley (Börkley) (1685-1753)
Montesquieu (Monteskü) (1689-1755)
Voltaire (Volteyr) (1694-1778)

18. Yüzyıl

La Mettrie (La Metri) (1709-1751)
D. Hume (Huym) (1711-1776)
J. J. Rousseau (Russo) (1712-1778)
Diderot (1713-1784) (Diderot’nun Sabahlığı ve Diderot Etkisi)
dʼAlembert (Delamber) (1717-1783)
İ. Kant (Kant) (1724-1804)
Bentham (Bentım) (1748-1832)
Fichte (Fihte) (1762-1814)
F. Hegel (Hegel) (1770-1831)
Schelling (Şeling) (1775-1854)
Schopenhauer (Şopenhaur) (1788-1806)
A.Comte (Kont) (1798-1857)

19. Yüzyıl

J. S. Mill (Mil) (1806-1873)
Kierkegaard (Kikekard) (1813-1855)
Marx (Marks) (1818-1883)
Nietzsche (Niçe) (1844-1900)

18-19. yüzyıl felsefesi; Batı coğrafyasının toplumsal yaşantısındaki köklü değişimler, Fransız ve Sanayi Devrimi gibi bütün dünyayı etkileyen olayların yaşandığı bir dönemde geleneksel düşünceye karşı aklı özgürleştirmek adına yapılan felsefi bir harekettir (Görsel 4.1). Dönemi anlayabilmek için onun tarihsel arka planına bakmak ve oluşum unsurlarını bilmek gerekir. 15-17. yüzyıl felsefesi, 18-19. yüzyıl felsefesini etkilemiştir.

Bu dönem felsefesinin üzerinde yükseldiği temeller; felsefe, sanat ve bilimde yaşanan gelişmelerle toplumsal değişimlerdir.



2-15. yüzyılda Batı coğrafyasında her türlü probleme yönelik açıklamalar, din ekseninde yapılmıştır. Dinin temsilcisi olarak kendini gören kilisenin dini temellendirme dışında aklın kullanımına izin vermemesi ve toplumu baskı altında tutması, Rönesans’ın ortaya çıkışıyla azalmıştır. İslam coğrafyasından yapılan çeviri faaliyetleriyle başlayan bu yeni anlayış, coğrafi keşifler ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda hızla yayılmıştır. Bu durum bilimsel ve felsefi gelişimi tetiklemiş, din merkezli düşünceden insan merkezli düşünceye geçilmesini sağlamıştır. Avrupa’da aklın kullanımına engel olan baskıcı zihniyet giderek ortadan kalkmıştır.

Hümanizmin etkisiyle sanat ve felsefede yeni ekoller doğmuş, bilimde evrene yönelik yeni keşifler yapılmıştır. Matbaanın icadıyla okuryazarlığın artması, bazı din adamlarının dini kendi menfaatleri doğrultusunda kullandıklarını göstermiştir. Bu yeni anlayış, Katolik mezhebinde reform hareketlerinin yapılmasına neden olmuş ve Protestanlık gibi yeni mezhepler oluşmuştur.

Sanat alanında yenileşmeyle başlayan 15. yüzyıl, bilim ve felsefenin önünün açıldığı bir dönemdir. Rönesans ve reform hareketleri, 17. yüzyıl düşünce ortamını hazırlamıştır. Bu dönemde gerçekleşen bilim ve teknikteki gelişmelerle özellikle coğrafi keşifler, Akıl Çağı’nın oluşmasınını sağlayan önemli unsurlardır.

18-19. yüzyılda yaşanan gelişmeler doğrultusunda bilim ve sanayide yaşanan gelişmeler, insanın doğaya bakışını değiştirmiş ve ekonomik temellere dayalı toplumsal yapılar oluşturmuştur. Bu yeni durum karşısında toplumda yeni yaşam kültürleri görülmüş ve yeni oluşmuş toplumsal sınıfların mücadeleleri başlamıştır. Bu durum, insanların özgürlük arayışını da tetiklemiştir. Bu yaşananlar felsefeye yeni anlayışlar getirmiş, özellikle insan ve toplum üzerine yeni düşünceler doğmuştur.

 

18. yüzyılın ortalarına doğru İngiltere’de belirginleşen Sanayi Devrimi, öncelikle pamuk dokumacılığı sektöründe başlamıştır. Makineleşmeyle beraber pamuğun iplik hâline getirilmesi ve dokuma tezgâhlarının geliştirilmesi sağlanmıştır. Buhar gücünün kullanılmasıyla tekstil alanında hızlı üretimler gerçekleştirilip ekonomik büyüme yakalanmıştır.

Doğa, insanları yabancı bir yönlendirilmeye bağlı kalmaktan çoktan kurtarmış olmasına karşın (naturaliter maiorennes), tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki insanların çoğu bütün yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar ve aynı nedenlerledir ki bu insanların başına gözetici ya da yönetici olarak gelmek başkaları için de çok kolay olmaktadır. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü. Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. Para harcayabildiğim sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir; bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni kurtaracaktır çünkü.

I. Kant, Aydınlanma Nedir?

Devamı için aşağıdaki konu başlığına tıklayın:

18 -19. Yüzyıl Felsefesinin Temel Özellikleri ve Belli Başlı Problemleri

18 -19. Yüzyıl Felsefesinin Öne Çıkan Problemleri



 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İndirin, Açık Lise Sınavları Sorun Olmaktan Çıksın!


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 29 Mayıs 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


18 -19. Yüzyıl Felsefesinin Ortaya Çıkışı (1 Yorum)

  1. Comte, pozitivizm görüşünü ileri sürmüştür. Materyalist anlayışa dayalı olan bu fikir, metafiziği reddetmesi bakımından önemlidir. Pozitivizm, olgunun dışında gerçek hiçbir şey olmadığını ve ancak deneye dayalı bilimsel bilginin gerçeğin bilgisini içerdiğini savunur. Yani ona göre gerçek olan olgusaldır. Bu açıdan onun görüşleri 20. yüzyıl felsefesinin bilimle olan etkileşimi açısından önemlidir. Fransız İhtilali’nin sonuçları değerlendirildiğinde devrimi isteyenler tarafından öne sürülen adalet ve eşitliğe dayalı toplum düzenine ulaşılamadığına yönelik görüşler ortaya çıkmaya başlamıştır. Fransa’da yeni bir düzen arayanlar olmuştur. Sanayi Devrimi üzerine yapılan eleştiriler de İngiltere’de gitgide tırmanmış ve yeni düzen arayışları orada da güçlenmeye başlamıştır. Toplumda adil bir yönetim olmadığı fikri Almanya’yэ da içine almış ve tüm Avrupa’yэ, 20. yüzyıla doğru ise dünyayı sarmıştır. Bu arayışlar içinde öne çıkan siyasi düşünceler arasında sosyalizm hızla yayılmıştır. Bu açıdan en fazla eleştiriye uğrayan düşünür de Hegel olmuştur. Avrupa’daki gelişmeler doğrultusunda felsefede yeni fikirler oluşmuştur.