15-17. Yüzyılda Bilimsel Çalışmalar ve Etkileri

15-17. Yüzyılda Bilimsel Çalışmalar ve Modern Düşünceye Etkileri

15-17. yüzyıl felsefesinin etkili olmasında önde gelen kişiler, şüphesiz o dönem yaşamış olan düşünürler- dir. Her dönem için geçerli olan bu durumu belirleyense düşünürlerin hem fikirleri hem de eylemleriyle bilgi alanlarındaki üretkenlikleridir. Bu açıdan 15-17. yüzyıl felsefesinin öne çıkan düşünürleri arasında Nicolaus Kopernik, Francis Bacon, Galileo Galilei ve Isaac Newton sayılabilir.

Nicolaus Kopernik



Tüccar bir ailede doğan Kopernik, İtalya’da matematik profesörlüğü ve Polonya’da devlet adamlığı görevlerinde bulunmuştur. Gezegenlerin güneşin etrafında döndüğünü iddia ettiği “Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine” adlı eserini kiliseden çekindiği için yaşamının son yıllarında yayımlamıştır.

Kopernik’in yeni bir evren sistemini öne süren teorisi şu temel il- kelere dayanır: Gezegenler, sanılanın aksine dünyanın değil güneşin etrafında dönmektedir. Dünya, kendinde durağan değildir hatta dünyanın dönüşleri vardır. Dünya, kendi ekseni etrafında bir günde Güneş’in etrafındaysa bir yılda dönüşünü gerçekleştirir.

Bu döneme kadar Aristoteles etkisi altında Ptolemy (Batlamyus) tarafından ileri sürülen evren sistemi kabul edilirdi. Bu sisteme göre evren, ay altı ve ay üstü olarak iki kısımdan oluşur ve bunların yasaları farklı görülürdü. Dünya, merkezde sabit hâlde durur ve diğer gezegenler, yıldızlar ve Güneş; Dünya’nın etrafında dönerdi. Gece ve gündüz döngüsü, yıldızların hareketleri ve benzeri durumların dünya üzerindeki etkilerine yönelik oluşan problemlere bu evren sistemiyle pratik cevaplar verilirdi.

Bu ikili evren anlayışına ilk olarak karşı çıkan ve 12. yüzyıl İslam filozofu İbn Bacce’den etkilenen Kopernik, gök cisimleriyle dünyadaki cisimlerin fiziksel özelliklerinin aynı olduğunu savunmuştur. Kopernik’in ortaya attığı sistem, Ptolemy sistemine karşılık minimal varsayım ile çok sayıda gözlem verisini tek nedende açıklama imkânı sağlamıştır.

Kopernik’in güneş merkezli evren görüşü, düalist evren anlayışından monist evren anlayışına geçilmesinde etkili olması bakımından öncelikle 15-17. yüzyıl felsefesini etkilemiştir.

Francis Bacon

Londra’da kraliyet ailesine yakın bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Francis Bacon; “Denemeler”, “Yeni Atlantis” ve “Yeni Organon” adlı eserleri yazmıştır.

Aristoteles’in “tümdengelim” yöntemine karşı Bacon, “tümevarım” yöntemini öne sürer. Bacon’a göre doğru düşüncenin önün- de engeller, yanlış fikirler ve onun tabiriyle idoller vardır. Doğayı bilmek ona yönelimle başlar. Bu yönelimin sonuçlarının doğru bilgi oluşturabilmesi için önceki yaşamın tecrübe ve etkilerinden aklın sıyrılması gerekir. Doğanın doğru bilgisi için ilk önce ona yönelen zihin; kuruntulardan, ön yargılardan ve putlardan yani F. Bacon’ın adlandırması ile “idol”lerden kurtulmalıdır. Ona göre zihne engel dört put yani dört idol vardır: kabile (soy), mağara, çarşı-pazar ve tiyatro idolleri.

Bu yanlış fikir ve yargılardan tümevarım ile kurtulmak mümkündür. Bilimsel araştırmada olgusal verilerin bir araya getirilmesi ve belli bir kurala göre düzenlenmesi gerekmektedir. Skolastik geleneğin doğruluğu denetlenemeyen kabullere ve yanlış fikirlere dayalı çıkarımları terk edilmelidir. Gözlem ve deneyle olgulara yapılan genellemelerden kaplamı geniş olanlar bilimselliğe giden yolda esas alınmalıdır. Ancak bu aşamalardan sonra tümdengelim yöntemine geçiş yapılabilir.

Bacon, yaşadığı dönemde skolastik bilginlerin etkisini kırmaya çalışmıştır. Önemli bilim insanlarının bir ara- ya getirildiği Kraliyet Bilim Akademisinin kurulmasını sağlamıştır. Bacon, bilimsel yöntemi açıklama ve bilim- sel araştırmaya kurumsal bir kimlik kazandırma açısından 15-17. yüzyıl felsefesini etkilemiştir. Ayrıca olgusal olana ve bilimsel bilgiye verdiği önem, günümüz pozitivist felsefesinin epistemik temellerini oluşturmuştur.

İdoller

  1. Kabile (Soy) İdolleri: İnsan doğasına yerleşmiş ön yargılardır. Duyuların nesneleri kavrayışında ilk olarak aklın doğal yapısından kaynaklanan hatalar meydana gelmektedir. Akıl, bilme süreci içinde nesnelere kendince benzetmeler yaparak bilgi oluşturur. Bu bilgilerde hata barınabilir.
  2. Mağara İdolleri: Bu idoller kişisel özelliklerden oluşur. Bir tür algıda seçiciliktir. Mağara isimlendirmesi, Platon felsefesindeki mağara benzetmesinden gelir; her insan, kendi ruhsal mağarasının ışık ve gölgelerinden
  3. Çarşı-Pazar İdolleri: İnsanın toplumsal yapısının bir yönü olan dil alanındaki ön yargı ve putlardır. Sözcüklerin kullanımıyla oluşan farklı anlamların yarattığı yanılsamalar vardır. Bu idoller, iyi tanımlanmamış ve kabaca soyutlanmış şeylerin isimlerinden oluşur.
  4. Tiyatro İdolleri: Bu idol, bazı düşüncelerin otorite olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Bununla birlikte yanlış kanıtlama yöntemleri de bu idolün oluşmasını sağlar.

Galileo Galilei



İtalya’nın Pisa şehrinde müzisyen bir ailede dünyaya gelmiştir. Galilei, Pisa Üniversitesinde matematik profesörlüğünün yanında ileri düzeyde astronomi çalışmaları da yapmıştır.

“Dünyanın İki Büyük Sistemi Üzerine Diyaloglar”, “Küçük Terazi”, “Mekanik” ve “Güneş Lekesi Üzerine Mektuplar” adlı kitapları yazmıştır.

Galilei, bilim alanında özellikle mekaniğin alt dalı olan dinamiğe ilişkin çalışmalarıyla bilinir. Duran bir cisme dışarıdan bir kuvvetle müdahale edilmediği sürece cismin hareketsizliğini sürdürdüğünü belirten “eylemsizlik ilkesi” ve yüksek bir yerden serbest bırakılan ci- simlerin sabit ivme göstereceğini belirten “serbest düşme yasası” çalışmalarının önde gelenlerindendir.

Galilei, gökyüzünü gözlemlemek için teleskobu kullanan ilk bilim insanı olmuştur. İlk gözlemlerinde Güneş üzerinde bulunan ve dünyadan bakıldığında gölge olarak düşünülen karartının aslında Güneş’e ait özel lekeler olduğunu keşfetmiştir.

Kopernik’in güneş merkezli evren sistemini savunduğu için kilise tarafından engizisyon mahkemesinde yargılanan Galilei, yapmış olduğu çalışmalarla ve özgür düşünceyi öne çıkarmasıyla 15-17. yüzyıl felsefesini etkilemiştir. Çalışmaları, modern fiziğin temellerini oluşturması açısından önemlidir.

Isaac Newton

İngiltere’deki bir kasabada çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünya- ya gelmiştir. 27 yaşında Cambridge Üniversitesinde profesör olmuş ve bilime katkısı nedeniyle kraliyet adına şövalye ilan edilmiştir. Ünlü Newton Kanunları’nın da bulunduğu “Prensipler” ve “Optik” adlı eserleri yazmıştır.

Galilei’nin eylemsizlik ilkesi üzerine çalışmalar yapmış ve bu ilkeye kütle olarak bilinen nicel özellikteki kavramı eklemiştir (Görsel 3.9). Fiziğin en önemli yasalarından kabul edilen “hareket yasalarını” or- taya koymuştur. Bu yasalarla cismin hareketinin matematiksel olarak hesaplanabilmesinin önü açılmıştır.

Newton, hareket yasalarının yanında kütle üzerine yapmış olduğu incelemelerle de günümüzde yer çekimi kanunu olarak bilinen “Kütle Çekim Yasası”nı keşfetmiştir. Bu yasayla serbest bırakılan tüm cisimle- rin ve gök cisimlerinin hareketlerinin nedenini açıklamıştır. Newton’a göre havaya atılan bir cismin yere düşmesinin nedeni, yer kürenin havaya atılan cisimden kütle olarak ağır olmasıdır. Gök cisimlerinin düzenli hareket göstermesinin nedeni de kütle çekimine bağlı olan bir denge durumudur.

Newton, geleneksel felsefenin olgulara yönelik açıklamasını derinden sarsmış ve felsefede yeni bakışların doğmasına neden olmuştur. Evrenin akılla bilinebileceğini destekleyen görüşleri, 15-17. yüzyıl felsefesinin yanında 18-19. yüzyıl felsefesini de derinden etkilemiştir. Newton’ın mekanist evren anlayışı, Batı’nın doğaya yönelik geleneksel bakışını terk etmesinde etkili olmuştur.




BİLİM FELSEFESİ

15-17. yüzyıl bilim insanlarından ilki Kopernik’tir. Ptolemy (yer merkezli evren) sistemini incelerken öğretinin yetersiz yanlarını geliştirmek için merkeze “Güneş”i koyan Kopernik, otoriteler tarafından kınama ve alay etme tepkileriyle karşılaşır. Kopernik eserlerinde mistik bir ifadeyle güneşi şöyle tasvir eder:

“Evrenin merkezine güneş taht kurmuştur. Bu görkemli tapınakta her şeyi bir anda aydınlatan “Güneş” dediğimiz nur kütlesi için daha saygın bir konum düşünülebilir miydi? Güneşi evrenin lambası, bilge yöne- ticisi diye övenler olmuştu. Güneş gerçekten tahtına kurulmuş Sultan gibi çevresinde dolaşan gezegenleri, çocukları gibi yönetir.”

İnsanlığın mutlu ve aydınlık geleceğine yönelen aklı ve güvenilir bilgiyi yanlış bilgilerden, yerleşik tabulardan kurtarmak gerektiğini ifade eden F. Bacon, bu doğrultuda bilim insanına bilimsel olma yönünde yeni bir amaç belirler.

“Bilim insanı ne ağını içinden çekerek ören örümcek gibi ne de çevresinden topladığıyla yetinen karınca gibi davranmalıdır. Bilim insanı, topladığını işleyen, düzenleyen bal arısı gibi yapıcı bir etkinlik içinde olmalıdır.”

Galilei, hızla yayılan eserlerinin kilise tarafından onaylanmış resmî görüşe ters düştüğü gerekçesiyle engizisyon mahkemesine çıkarılır ve ağırlaştırılmış ceza karşısında düşüncelerini geri alması ve pişmanlığını dile getirmesi şartıyla serbest bırakılacağı belirtilir.

“Ben Galileo Galilei, geçmişteki tüm aykırı ve yanlış düşüncelerimden huzurunuzda kendimi lanetli- yor, bir daha böyle saçmalıklara düşmeyeceğime, kutsal öğretiye aykırı hiçbir fikir taşımayacağıma yemin ederim.”

İngiltere’de dünyaya gelen Newton, yazmak için üzerinde iki yıl çalıştığı “Prensipler” eserini düzeysiz polemiklerden korumak için Latince kaleme almıştır. Eşsiz yapıtlarıyla etkisi dünyanın her yerine yayılan Newton evren karşısındaki merak ve heyecanını dile getirmekten kaçınmaz.

“Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum ama ben kendimi keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir ok- yanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğuna sevinen bir çocuk gibi görüyorum.”

Cemal Yıldırım, Bilimin Öncüleri

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Mobil Uygulamamızı İndirin, Açık Lise Sınavları Sorun Olmaktan Çıksın!

Ücretsiz Online TYT Deneme Sınavı:


Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 4 Şubat 2019

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın