İnsan Sağlığını Etkileyen Etmenler Nelerdir?

yorumsuz
1.511

İnsan Sağlığını Etkileyen Etmenler Nelerdir?

İnsan sağlığı ile ilgilenen kişiler genellikle hastalıkları önceden önlemenin, hastalık sırasında uygulanacak tedaviden daha etkileri olduklarını kabul ederler. Hastalıkları önlemenin yolu, sağlığına etki eden etmenlerin neler olduğunu bilmektir.

1- Bünyesel Etmenler
2- Çevresel Etmenler

1- Bünyesel Etmenler

Bünyesel etmenler, hormonal, genetik, ve metabolizma faaliyetlerindeki bozukluklarından oluşur. Genetik bozukluklar anne ve babadan kromozomlar yoluyla geçen kalıtsal hastalıklardır. Altı parmaklılık buna örnek olarak verebileceğimiz bir kalıtsal hastalıktır. Hormonal bozukluklara örnek olarak ayak yapısının değişmesini ve metabolizma faaliyetlerinden kaynaklanan hastalığa da böbrek taşı ve gut hastalığını örnek gösterebiliriz.

2- Çevresel Etmenler

Çevre; canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri, birbirleriyle etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Bir başka deyişle çevre, insanın anne rahminde oluştuğu andan ölünceye kadar yaşadığı ortamda etkileşimde bulunduğu etmenlerdir. Yaşam sırasında çevre insanı, insan da çevresini olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.

Çevre;

  • Hastalık nedeni olabilir.
  • Hastalıklar için zemin hazırlayabilir.
  • Hastalıkların yayılmasını kolaylaştırabilir.
  • Bazı hastalıkların seyrini ve sonucunu etkileyebilir.

İnsan sağlığını etkileyen çevresel etmenler şunlardır:

1. Kimyasal Etmenler:

Zehirler, kanser yapıcı maddeler, gıda katkı maddeleri gibi insan sağlığını bozan etmenlerdir. Özellikle tarımsal üretimde bilinçsiz kullanılan yapay gübrelerin ve hormonların sağlığımızı olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir.

2. Fiziksel Etmenler:




Kullanma suları, atık sular, çöpler, gübreler; çevrenin iklimi, ev ve iş yerlerinin havası, sıcaklığı, aydınlatılması; lokanta, sinema vb. gibi genel yerler, giyim eşyaları başlıca fiziksel etmenlerdir.

Gürültü Kirliliği: Kişiyi bedensel ve ruhsal olarak olumsuz etkileyen, insanların işitme sağlığını ve algılamasını bozan, iş performansını azaltan, çevrenin sakinliğini yok eden önemli bir çevre kirliliği türüdür.

Kentleşme, sanayileşme, hızlı nüfus artışı, ekonomik yetersizlikler, teknolojik gelişmeler ve eğitim eksikliği ses kirliliğini yaratan en önemli etmenlerdir. Gürültünün derecesi ve gürültüye maruz kalma süresine göre kişilerin fizyolojik ve psikolojik performanslarında etkilenmeler görülür.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre meslek hastalıklarının %10’u gürültü sonucu meydana gelen işitme kaybı olarak tespit edilmiştir. Gelişmiş ülkelerin 1960’lı yıllardan bu yana gürültünün kişisel ve toplumsal yaşam kalitesini düşürdüğü kabul edilmektedir. Bir diğer ifadeyle gürültü kirliliği geri kalmışlığın göstergesi sayılmaktadır.

Radyasyon: Maddeye ve insana nüfuz edebilen dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek genlerde bozulmaya neden olmaktadır. 1945’te Japonya’da, 1986’da Çernobil’de olduğu gibi yoğun radyasyon ani ölümlere, düşüklere, kanserlere, katarağa, yanıklara, sakat ve ölü doğumlara neden olmuştur. Bu etki nesiller boyunca devam etmektedir.

Cep Telefonu: Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline gelen cep telefonları, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Cep telefonu insan sağlığı için bir tehdit oluşturabilir. Cep telefonu kullanımı (doza bağlı olarak) konsantrasyon eksikliğine, uyku bozukluğuna, hâlsizliğe, kan basıncında artışa ve baş ağrısına yol açabilir. Uzun vadeli cep telefonu kullanıcılarında tümör gelişimi riski artabilir.

Hava Kirliliği: İnsan sağlığını veya çevresel dengeleri bozacak şekilde havanın bileşiminin değişmesi ya da havada bulunmaması gereken maddelerin havaya karışmasıdır. Trafik, endüstri ve ısınmadan kaynaklanan kirleticiler, hava kirliliğinin başlıca kaynaklarıdır. Hava kirliliğinin insan sağlığına etkileri; kirli havanın vücuda giriş şekli, maruziyet süresi, kirli havadaki etkenlerin yoğunluğu ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişmektedir. Havadaki kirleticiler; solunum fonksiyonlarında bozulmaya, solunum sistemi ve kalp hastalıklarına, kansere ve erken ölümlerde artışa neden olmaktadır.

Hava kirliliğinin azaltılabilmesi için ulusal ölçekte katı yakıt kriterlerinin belirlenmesi, akaryakıt kalitesinin ve araç standartlarının iyileştirilmesi, doğal gaz altyapısının yaygınlaştırılması gibi birtakım önlemlerin alınması yarar sağlayacaktır. Çöpler: Görüntü ve çevre kirliliği oluşturur. Çöpler karıştıkları toprağı, suyu ve havayı kirletir. Son yıllarda ortaya çıkan bazı büyük olaylar yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesine neden olmaktadır. Sağlıklı bir çevre için çöplerle ilgili çözüm arayışlarına gidilmelidir.

Radyasyon: Maddeye ve insana nüfuz edebilen dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek genlerde bozulmaya neden olmaktadır. 1945’te Japonya’da, 1986’da Çernobil’de olduğu gibi yoğun radyasyon ani ölümlere, düşüklere, kanserlere, katarağa, yanıklara, sakat ve ölü doğumlara neden olmuştur. Bu etki nesiller boyunca devam etmektedir.




Su Kirliliği: Nüfusun, sanayinin ve şehirleşmenin hızlı bir şekilde artışı su kirliliğine yol açar. Su kirliliğinde insan faaliyetlerinin etkisi büyüktür. Lağım suları, fabrika atıklarının sulara karışması suların kirlenmesine neden olur. Su kirliliği arttıkça insan sağlığı da tehdit altına girer. Bunu önlemek için öncelikle su israfının önüne geçilmelidir. Bunun dışında sanayi atıklarının ve evsel atıkların kontrollü şekilde atılması, doğada zor parçalanan deterjan gibi maddelerin kullanımının azaltılması, gübre ve kimyasal ilaçların kontrollü bir şekilde kullanılması gibi önlemlerin de alınması gereklidir.

Çevre kirliliğine yol açan etmenlerden biri de tıbbi atıklardır. Bunlar özellikle sağlık personeli başta olmak üzere tüm çevrede yaşayan canlıları etkilemektedir. Bu atıklar nedeniyle insanlarda kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları, hormonal hastalıklar, çocuklarda gelişme ve zekâ gerilikleri gibi ciddi sağlık sorunları görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) her yıl beş yaşın altındaki 3 milyon çocuğun hava ve su kirliliği ve diğer çevre sorunları sebebiyle öldüğünü belirtmektedir. Tek çözüm yolu ürün ve üretim süreçlerini geliştirmek yoluyla zehirli atık üretiminden vazgeçmektir.

Çevre kirliliğine yol açan bir diğer etmen de atık pillerdir. Atık piller evsel çöplere kesinlikle karıştırılmamalı, ayrı bir yerde biriktirilerek atık pil toplama kutularına atılmalıdır. Atık pillerden doğaya sızan ağır metallerin temiz içme sularına karışması durumunda insanlar; kanser, böbrek rahatsızlıkları ve karaciğer rahatsızlıkları ile karşı karşıya kalmaktadır.

Atıkların geri dönüşümleri

Atıkların geri dönüşümlerinin yapılabilmesi için ayrıştırılarak toplanması gerekmektedir. Atık maddeler farklı renklerde çöp kutularına atılmalıdır.

Kırmızı Torba – Tıbbi atıklar

Siyah Torba – Evsel nitelikli atıklar

Mavi Torba – Geri kazanılabilen cam atıklar (serum, ilaç şişeleri vb.)

Atıkların Doğada Yok Olma Süreleri:

  • Cam şişe – 4000 yıl
  • Plastik – 1000 yıl
  • Telefon kartı – 1000 yıl
  • Plastik tabak – 500 yıl
  • Pet şişe – 400 yıl
  • Alüminyum – 100 yıl
  • Kutu kola  –  10 yıl
  • Sakız – 5 yıl

Kanserojen Maddeler:

Kanser oluşumuna neden olan maddelere “kanserojen” adı verilir. Kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urlara denir. Kanser oluşumunun nedenleri yani yavru hücrelerin ana hücre ile uyumsuz gelişmesine neden olan etkenler tam olarak bilinmemektedir. Günümüzde birçok kimyasal maddenin kanser oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Yakın zamanlara kadar güvenli ve zararsız kabul edilen birçok kimyasalın kanserojen olduğu kanıtlanmıştır.

Yirmi birinci yüzyılda kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle kanserojen maddelerin tespiti ve bunlara karşı gerekli önlemlerin zamanında alınması oldukça önemlidir.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO):

Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalardır. Bilim insanları tarafından GDO içeren gıdaların insan sağlığına zararlı olabileceği belirtilmektedir. Özellikle antibiyotiğe karşı direnç, alerji ve kısırlık gibi olumsuz  etkileri olduğu savunulmaktadır. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dile getirilmektedir.

GDO’lu ürünler soya ve mısır nedeniyle geniş bir ürün yelpazesinde kullanılmaktadır. GDO’lu soya; sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünlerde, et suyu tabletlerde, fındık-fıstık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamuller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılmaktadır. GDO’lu mısır ise nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola, meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılmaktadır

 

FavoriteLoadingÇözdüklerime Ekle
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

8-9 Aralık 2018 sınav soruları ile ilgili duygu, düşünce, yorum ve katkılarınızı aşağıya yorum olarak yazıp paylaşabilirsiniz.

Ücretsiz Online TYT Deneme Sınavı:


Etiketler: , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın