III. Ahmet Dönemi

yorumsuz
493

3. AHMET DÖNEMİ

1.  III. Ahmet Döneminin Başlması

Karlofça ve İstanbul Antlaşmalarıyla ilk defa büyük toprak kaybına uğrayan Osmanlı Devleti bu durumdan çok etkilenmişti. Bundan dolayı XVIII. yüzyıl başlarında kaybettiği toprakları geri almak için bir siyaset takip etti. Bu amaca yönelik olarak kuzeyde Rusya, batıda Venedik ve Avusturya ile savaşlara girdi. Ayrıca bu dönemde doğuda İran ile de savaşlar yapıldı.

Karlofça Antlaşması’ndan sonra Edirne’ye çekilen II. Mustafa, vaktini av ile geçirirken yönetim, hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin elinde kalmıştı. Onun, yakınlarını önemli görevlere getirmesi ve padişahın Edirne’yi başkent yapacağı söylentisi üzerine İstanbul’da askerî bir isyan çıktı. İsyancılar Edirne üzerine yürüyerek II. Mustafa’yı tahttan indirip yerine III. Ahmet’i padişah yaptılar(1703).

a.Osmanlı -Rus İlişkileri

1700 İstanbul Antlaşması’yla Azak’ı alarak Karadeniz’e adım atan Çar I. Petro, Baltık Denizi’ne de açılmak istiyordu. Bu sırada Baltık Denizi kıyıları İsveç’in elindeydi. Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşlarda başlangıçta İsveç başarılı oldu. Ancak Poltova Savaşı’nda İsveç kralı XII. Şarl (Demirbaş), Ruslara yenildi. Demirbaş Şarl, Osmanlı topraklarına sığındı. Bunun üzerine Rus askerleri Osmanlı topraklarına girdi. Rusya, Eflak ve Boğdan beylerini isyana kışkırttığı gibi, Balkanlardaki Ortodoks halk arasında da Slav birliği propagandasına başladı. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş açtı (1711).

Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Rus ordusunu Prut bataklıklarında kuşattı. Zor durumda kalan Çar I. Petro barış teklif etti. Rus ordusu imha edilme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Ancak Baltacı Mehmet Paşa şiddetli bir savaş için yeniçerilere güvenemediğinden Rusların barış teklifini kabul etti. İki devlet arasında Prut Antlaşması imzalandı(1711). Bu antlaşmaya göre:

  • İsveç kralı ülkesine serbestçe dönebilecek,
  • Azak Kalesi Osmanlılara geri verilecek,
  • Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmayacak,
  • Rusya, İstanbul’da elçi bulunduramayacaktı.

b.  Osmanlı-Venedik İlişkileri

Azak’ın alınması, Mora’nın da geri alınabileceği fikrini doğurdu. Bu sırada Ve- nediklilerin Karadağ halkını Osmanlılara karşı isyana kışkırtmaları, Osmanlı ticaret gemilerine saldırmaları ve Venediklilerin baskısından bunalan Ortodoks Mora hal- kının Osmanlı Devleti’nden yardım istemesi üzerine Venedik’e savaş açıldı (1715). Karadan ve denizden harekete geçen Osmanlı ordusu kısa bir süre içinde Mora Yarımadası’nı aldı.

c. Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Osmanlıların başarısından telaşa düşen Avusturya, Karlofça Antlaşması’nın çiğnendiği ileri sürerek Mora’nın Venedik’e geri verilmesini ve Venediklilerin zara- rının karşılanmasını istedi. Bunun üzerine Avusturya’ya savaş ilan edildi. Karlofça yakınlarında Petervaradin’de yapılan savaş, Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlandı (1716). Avusturya ordusu Belgrad’ı ele geçirdi. Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın isteği, İngiltere ve Hollanda’nın aracılığıyla iki devlet arasında Pasarofça Antlaşması imzalandı(1718). Bu antlaşmaya göre:

  • Kuzey Sırbistan, Temeşvar, Belgrad Avusturya’ya
  • Mora Yarımadası Osmanlılarda kaldı.

Dalmaçya kıyıları, Arnavutluk ve Hersek kıyılarındaki bazı kaleler Venedik’e bırakıldı.


Karlofça Antlaşması’yla kaybedilen Mora geri alındı. Böylece Venedikliler Ege kıyılarından uzaklaştırılmış oldu. Ancak Macaristan topraklarının tamamı ve Belg- rad kaybedildi. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin kaybettiği toprakları geri alma umutlarını sona erdirmiş ve Avrupa’yı daha yakından tanıma çabası içine girmesine neden olmuştur.


Balkanların Avrupa’ya açılan kapısı olan Belgrad’ın Avusturya’nın eline geçmesi ile bölgedeki güçler dengesi değişti. Avusturya yönünü doğuya yani Osmanlı toprak- larına çevirdi. Balkanlarda nüfuz kazanmak isteyen Ruslarla işbirliği yaptı. XVIII. yüzyıl boyunca meydana gelen Osmanlı -Rus savaşlarında Avusturya genellikle Rusya ile birlikte hareket etti. Avusturya’nın Balkan topraklarına yönelmesi üzerine Osmanlı Devleti birtakım önlemler alarak merkezî otoritesini güçlendirdi.

d.   Osmanlı-İran İlişkileri

XVIII. yüzyıl başlarında İran mezhep mücadeleleri nedeniyle iç karışıklık için- deydi. Rusya bu durumdan yararlanmak istedi. Çar I. Petro, Derbent(Demirkapı) ve Bakü’yü ele geçirdi. I. Petro, Volga ve Hazar Denizi kıyısında donanma meydana ge- tirerek Hazar ve Kafkasya bölgesine hâkim olmak istiyordu. Osmanlı Devleti, İran’ın tamamen Rusların eline geçmesine engel olmak için İran üzerine yürüdü. Gürcistan ve Dağıstan toprakları ele geçirildi. Osmanlı ve Rus orduları İran toprakları içinde karşı karşıya geldiler. Fransa’nın araya girmesiyle 1724 yılında iki taraf arasında İstan- bul Antlaşması yapıldı. Buna göre Osmanlı Devleti İran’ın batı illerini (Revan, Tebriz, Gence, Karabağ), Rusya ile Derbent, Bakü ve Dağıstan’ı alacaktı.

İran bu antlaşmayı kabul etmeyerek Osmanlıların ele geçirdikleri yerleri geri almak için harekete geçti. Yapılan savaşlardan sonra 1732 yılında Ahmet Paşa Ant- laşması, 1743 yılında ise Kerden Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile 1639 yılında ya- pılan Kasrışirin Antlaşması sınırları kabul edildi. Kerden Antlaşması günümüze kadar devam eden barış dönemini açtı.

e. III. Ahmet Dönemi Islahatları

Osmanlı tarihinde 1718-1730 yılları arasındaki döneme Lale Devri adı verilir. Lale yetiştirilmesine gösterilen büyük ilgi dolayısıyla, söz konusu devre bu ad ve- rilmiştir. Lale Devri’nin padişahı III. Ahmet, sadrazam ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. Bu dönemde Haliç ve Boğaziçi kıyılarına saraylar, köşkler yapıldı, renk renk çiçeklerle süslenmiş bahçeler oluşturuldu. Lalenin yüzlerce çeşidi yetiştirildi. Lale Devri’nde İstanbul’da eğlence hayatı yaygınlaştı.

Yüzyıllarca Avrupa devletleriyle mücadele hâlinde olan Osmanlılar, bu dev- letleri daha yakından tanımak amacıyla ilk defa olarak Viyana, Paris, Varşova, Mos- kova gibi önemli başkentlere geçici elçiler gönderdi. Elçilerin en önemli görevleri Avrupa’da meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmeleri yakından izlemek ve bu konuda Osmanlı Devleti’ne bilgi aktarmaktı. Avrupa’ya giden elçile- rin gözlemleri daha sonra Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahat hareketlerinde etkili olmuştur. Fransa’ya elçilikle gönderilen Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi, Paris’e giderken oğlu Sait Efendi’yi de beraberinde götürmüştü. Sait Efendi burada gördüğü matba- anın önemini kavramış ve dönüşünde Macar asıllı İbrahim Müteferrika ile birlikte   ilk Türk matbaasını açmıştır(1727). İlk basılan eser, “Vankulu” adlı bir Arapça-Türkçe sözlüktür. Matbaa Batıdan alınan ilk teknik araç olup matbaanın kurulmasıyla Batı tekniği ilk defa Osmanlı ülkesine girmiş oldu.

Matbaada basılacak kitaplar için de Yalova’da bir kâğıt fabrikası kuruldu. Nevşehirli İbrahim Paşa, matbaa açıldıktan sonra bir bilim kurulu oluşturarak çeşitli eserlerin Türkçeye çevril- mesini sağladı. Kültür, sanat faaliyetlerine önem verildi. İstanbul’un çeşitli semtlerine kütüphaneler yapıldı. İstanbul’da bir çini imalathanesi açılarak çiniciliğin tekrar canlanması teşvik edildi. Bunlardan başka Lale Devri’nde yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü kuruldu. Sağlık alanında ilk defa çiçek aşısı uygulandı. Klasik Osmanlı mima- risi bu dönemde Avrupa mimarlığının etkisiyle yeni bir karakter kazandı.

Bu devirde saray mensuplarının yaşadıkları zevk ve eğlence hayatı, halk arasın- da hoş karşılanmıyordu. Bu sırada İran’la yapılan savaşların uzaması, savaşın getir- diği ağır vergiler ve pahalılık, hoşnutsuzluğun artmasına yol açtı. Nevşehirli İbrahim Paşa’nın divanda alınan karara rağmen İran cephesine gitmemiş olması tepkileri artırdı. Patrona Halil ve arkadaşlarının çıkardığı isyan kısa sürede büyüdü. İsyan sonunda Damat İbrahim Paşa öldürüldü.   Padişah III. Ahmet tahttan indirilerek yerine 1. Mahmut padişah yapıldı.

Tarih 4 Sonraki Konu: 18. Yüzyılda Avrupa’daki Gelişmeler ve Rusya’nın Genişleme Politikaları Karşısında Osmanlı

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Admin'in Notu: Arkadaşlar. çözdüğünüz testlerle ilgili yorum yazarak bize çalışmamızda yol gösterin. Hangi dersten test eklenmesini istediğinizi, hangi testleri çözdüğünüzü kendi adınız veya nickname'inizle yorum yazarak belirtirseniz sevinirim.


Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 15 Şubat 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın