Berlin Kongresi ve Sonrası

yorumsuz
501

Berlin Kongresi ve Sonrası

Ayastefanos Antlaşması’yla Rusya, bütün Balkanları nüfuzu altına almış oldu. Rusya’nın Balkanlar üzerinden Ege ve Akdeniz’e inmesi İngiltere’nin sömürge yollarının ve Süveyş Kanalı’nın güvenliğini tehlikeye düşürüyordu. Balkanlarda daha fazla etkin olmak isteyen Avusturya ise Rusya’nın bölgedeki varlığını çıkarlarına aykırı görüyordu. İngiltere ve Avusturya, Almanya’yı da yanlarına alarak Ayastefanos Antlaşması’nın değiştirilmesi için Rusya’ya baskı yaptılar. Rusya yeni bir savaşı göze alamadığından Ayastefanos Antlaşması’nın Berlin’de yapılacak bir kongrede ye- niden gözden geçirilmesine razı oldu. Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve Rusya’nın katıldığı konferans sonunda Berlin Antlaşması imzalandı (13 Temmuz 1878). Berlin Antlaşması’na göre;

  • Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacaktı.
  • Bulgaristan üç bölgeye ayrıldı; Osmanlı egemenliği altında özerk bir Bulgaristan kuruldu. Makedonya kısmı ıslahat yapmak şartıyla Osmanlı Devleti’nde kaldı. Üçüncü kısım Doğu Rumeli eyaleti adını aldı. Burayı Hristiyan bir vali yönetecek ve özerk olacaktı.
  • Bosna-Hersek, Osmanlı toprağı sayılacak, fakat yönetimi bir süre Avusturya’ya bırakılacaktı.
  • Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya verildi. Doğubeyazıt ise Osmanlılarda kaldı.
  • Teselya’nın Yunanistan’a ait olduğu kabul
  • Osmanlı Devleti, Girit ve Ermenilerin oturdukları yerlerde ıslahat yapacaktı.
  • Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecekti.

Osmanlı Devleti için son derece ağır hükümler taşıyan Berlin Antlaşması’yla Ermeni meselesi dünya kamuoyuna ve uluslararası bir antlaşmaya girmiş oldu.

1878-osmanlı-devleti-balkan-sınırları

Berlin Antlaşması Osmanlı Devleti’nin dağılma ve parçalanma aşamalarından en önemlisini oluşturur. Berlin Konferansı’ndan önce İngiltere, Ayastefanos Antlaşması’nın hafifletilmesi ve Osmanlı Devleti’nin haklarını savunma karşılığın- da Kıbrıs’ın üs olarak kendisine bırakılmasını istemişti. İngiltere böylece Rusya’nın Akdeniz’e inmesini önlemeyi ve Doğu Akdeniz ile Süveyş Kanalı’nın denetimini sağ- lamayı amaçlıyordu. İngiltere’nin adayı işgal etme tehdidi üzerine Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ın İngiltere’ye üs olarak verilmesini kabul etti. Ancak İngiltere, konferans için verdiği sözü tutmadığı gibi, Osmanlı toprak bütünlüğünü savunmaktan vazgeçerek Osmanlı topraklarının paylaşımından yana bir tutum benimsedi.

Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı

Ermeniler ile Türkler, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren birlikte ve iç içe yaşıyorlardı. Fatih, İstanbul’un fethinden sonra Ermenilerin İstanbul’da patrikha- ne açmalarına izin verdi. Ermenilerin Bizans döneminde patrikhaneleri yoktu. Erme- niler Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yüzyıllarca hiçbir baskı görmeden refah ve huzur içinde yaşadılar. Daha çok büyük şehirlerde yaşamakta ve ticaretle uğraşmak- taydılar. Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin en sadık Hıristiyan topluluğuydular. Bundan dolayı da birçok devlet görevine tayin edilmişler; tercümanlık, memurluk ve elçilik gibi görevlere getirilmişlerdi.

Osmanlı topraklarında dağınık olarak yaşayan Ermenilerin en kalabalık ol- dukları yerler Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Çukurova bölgeleriydi. Fakat bu- ralarda bile nüfusları, Türklerle karşılaştırma yapılamayacak kadar azdı. Türklerle iç içe yaşadıklarından Türk kültüründen önemli ölçüde etkilenmişler; Türk gelenek- lerini, folklorünü ve müziğini benimsemişlerdi. Bu nedenle Osmanlılar, Ermenileri milletisadıka(sadık millet) olarak adlandırmışlardır.

Fransız İhtilali ile siyasi bir nitelik kazanan milliyetçilik akımından Osman- lı yönetiminde yaşayan Ermeniler etkilenmemişti. Ancak bu durum Kafkaslardan Akdeniz’e inmek isteyen Rusya’nın Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenileri kışkırtmaya başlamasıyla XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren değişmeye başladı. Rusya, 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ermenileri bağımsızlık vaadi ile kışkırttı. Erme- niler ilk kez bu savaş sırasında isyan ederek Rus ordusu ile birlikte hareket ettiler. Ermeni patriği Nerses’in, Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarına, Ermeni nüfusun bu- lunduğu yerlerde ıslahat yapılması maddesini koydurması Ermeni meselesine   uluslararası bir boyut kazandırdı.

Ermeniler, Berlin Antlaşması’ndan sonra faaliyetlerini artırdılar. Bu amaçla komiteler ve cemiyetler kurdular. Bunların içinde en önemlileri 1887’de İsviçre’de kurulan Hınçak ve 1889’da Tiflis’te kurulan Taşnak Cemiyetleridir. Osmanlı Devleti’nin sınırları dışında kurulan bu cemiyetler daha sonra İstanbul, İzmir ve Halep gibi şehir- lerde şubeler açtılar.

İngiltere, Doğu Anadolu bölgesinde Rusya’ya bağlı olarak kurulacak bir Ermenistan’ın sömürgeleri için bir tehlike olacağını düşünerek bağımsız bir Erme- nistan kurulması için harekete geçti. Bu amaçla Doğu Anadolu’da konsolosluklar açmış ve bölgeye Protestan misyonerler göndermiştir. Fransa da İngiltere ile birlikte Ermenileri destekleyen bir politika izlemeye başladı. Böylece Ermeni meselesi, Ermenilerin değil, Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve Orta Doğu’da nüfuz bölgeleri oluşturmak isteyen Rusya ve İngiltere’nin bir meselesi olarak ortaya çıktı.

Ermenilerin Çıkardığı Olaylar

Ermeni komiteleri ilk defa 1890 yılında Erzurum ve Adana’da isyanlar çıkar- dılar. Aynı yıl İstanbul’da (Kumkapı’da) izinsiz gösterilerde bulundular. 1893 yılında Merzifon’da güvenlik güçlerine ateş açarak bazı askerlerimizi öldürdüler. Doğu Anadolu’da Ermeni olaylarının en şiddetlisi Siirt yakınlarında Sason’da meydana geldi (1894).

Kumkapı gösterisini düzenleyen bazı Ermeniler, Sason’a gelerek Ermenileri kışkırtmışlar, devlete vergi vermemeye ve Müslümanlara karşı şiddet kullanmaya çağırmışlardı. Ancak bu isyan bölgeye sevk edilen askerler tarafından bastırıldı. İncelemeler sonunda isyanın çıkmasında İngiliz ve Rus görevlilerin etkin rol oynadığı, ele geçirilen silahların bu iki ülkeye ait olduğu anlaşıldı. Ermeniler İstanbul’da Ermeni patriğinin de onay- ladığı bir planla 26 Ağustos 1896 günü Osmanlı Bankası’nı işgal edip olay çıkarmışlar, Osmanlı padi- şahı II. Abdülhamit’e bombalı bir saldırı düzenlemişlerdir.

Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerinin istediği ıslahatları gerçekleştirmek için 1895 çıkardı. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ıslahatların uygulanmasında gözlemci olma isteklerini Osmanlı Devleti kabul etmedi. Islahatları bir dış müdahale olmadan uygulamaya koydu. Ermeniler ıslahat girişimlerinin sonuçlarını beklemediler. Çünkü onlar ıslahat değil Osmanlı Devleti’nden ayrılmayı amaçlıyorlardı.

İttihat ve Terakki yönetimi 1914 yılında Rusya ile Ermenilere yönelik ıslahatları kapsayan bir antlaşma yaptı. Böylece Rusya, yapılacak ıslahatları tek başına takip etme imkânı elde etti. İngiltere ve Fransa bu sırada Osmanlı topraklarını paylaşmayı görüştüklerinden bu duruma bir tepki göstermediler.

Kıbrıs’ın İngiltere Yönetimine Bırakılması

Rusya’ya karşı İngiltere’nin desteğini sağlamak amacıyla Kıbrıs, İngiltere’ye üs olarak verilmişti. İngilizlerle 1878’de yapılan antlaşmaya göre Kıbrıs hukuken Osmanlı toprağı sayılacak, yönetimi ise İngiltere’ye ait olacaktı. İngiltere adayı sadece askerî üs olarak kullanacak; Rusya Kars, Ardahan ve Batum’dan çekildiği zaman, İngiltere de Kıbrıs’tan çıkacaktı. Ancak, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlıların Almanya’nın yanında savaşa girmesi üzerine İngiltere, Kıbrıs’ı kendi topraklarına kattığını ilan etti(1914). Bundan sonra çok sayıda Rum, İngilizlerin kontrolünde adaya yerleştirildi. Böylece İngiltere günümüze kadar süren Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

Tunus’un Fransızlar Tarafından İşgali

Fransızlar, Osmanlı Devleti’nin 1828 yılında Rusya ile yaptığı savaş sırasındaki karışıklıktan yararlanarak Cezayir’i işgal etmişti(1830). Fransa bundan sonra Tunus’u ele geçirmek için hazırlıklara başladı. İtalya da vaktiyle bir Roma eyaleti olan Tunus ve Trablusgarp’ı işgal etmek istiyordu. Bunun için Fransa daha önce davranarak Tunus’a asker çıkardı ve ciddi bir direniş görmeden burayı kendine bağladı(1881).

Mısır’ın İngilizler Tarafından İşgali

1869 yılında Süveyş Kanalı’nın açılması Mısır’ın stratejik ve ekonomik önemini artırdı. İngilizler, Hindistan ve Uzak Doğu’ya sömürgelerine giden yolun kapısı sayı- lan Mısır’ı işgal için fırsat bekliyorlardı. Bu yıllarda aşırı harcamalarda bulunan Hidiv İsmail Paşa’nın mali sıkıntı içinde olması İngiltere’yi harekete geçirdi. İngiltere ala- caklarını gündeme getirerek Süveyş Kanalı hisselerinin büyük bölümüne el koydu. İngiltere ve Fransa verdikleri borçlara karşılık Mısır maliyesini kontrol etmeye başla- dılar. Yabancıların müdahalesi halkın tepkisine ve karışıklıklara neden oldu. İngiltere haklarını koruma bahanesiyle Mısır’ı işgal etti (1882). Osmanlı Devleti bu duruma itiraz ettiyse de, İngilizleri Mısır’dan çıkarabilecek askerî ve siyasi güce sahip değildi. Osmanlı Devleti, Mısır’da İngiltere ile birlikte yüksek komiser bulundurmak şartı ile bu durumu kabul etti.

Önceki konu:

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı)

Sonraki konu:

ıı. Meşrutiyet

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Admin'in Notu: Arkadaşlar. çözdüğünüz testlerle ilgili yorum yazarak bize çalışmamızda yol gösterin. Hangi dersten test eklenmesini istediğinizi, hangi testleri çözdüğünüzü kendi adınız veya nickname'inizle yorum yazarak belirtirseniz sevinirim.


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 19 Şubat 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın