Açık Lise Tarih 3 Konu Özeti

yorumsuz
900

Açık Lise Tarih 3 Konu Özeti, Tarih 3 ders notları burada.

Ayrıca: Açık Lise Tarih 3 Online Testleri için tıklayın!

Beylikten Devlete Osmanlı

1-) XIV. Yüzyıl Başlarında Yakın Doğu ve Balkanlar

a-  Türkiye Selçuklu Devleti:

Kösedağ Savaşı’ndan sonra (1243) Türkiye Selçukluları sosyal, siyasal, ekonomik yönden Moğolların (İlhanlıların) egemenliğine girdiler. Türkmen Beyleri, Anadolu’nun batısına yöneldiler ve onlarca beylik kurdular ve Anadolu’da Türk siyasi birlik bozuldu. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 2’e bakın!)

b- Balkanlar ve Avrupa: 

XIV. yüzyıl başlarında siyasi birliklerini kuramayan Avrupa devletleri, feodalite (derebeylik) sistemi ile yönetilmekteydi. En güçlü devlet Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuydu. Balkanlarda dini ve siyasi birlik yoktu. Çok sayıda mezhep ve etnik grup mevcuttu. Katolik ve Ortodoks Hristiyan mez­hepleri arasında çatışmalar yaşanmaktaydı. Özellikle Katolik Macarlar, Balkanları ele geçirerek Ortodoks Devletleri, mezhep değiş­tirmeye zorluyordu. İngiltere ve Fransa önemli iki devletti.

c- İlhanlı Devleti: 

Cengiz Han’ın torunu Hülagü tarafından İran’da kurulmuştu. Abbasilere son verdiler.

d- Bizans İmparatorluğu: 

Taht kav­gaları nedeniyle Bizans imparatorluğunu askeri, siyasi, ekono­mik anlamda zor duruma düşürmüştü. Bizans, eski gücünde değildi.

e- Memluk Devleti: 

Baharat yolunun ve Abbasi Halifesinin Memluklerde olması bu devleti güçlendirdi.

Memlûk Sultanlığı ya da Memlûk Devleti (wikipedi)

Kölelikten gelen Memlûklerin bugünkü Mısır ve Suriye’de kurduğu bir Türk askeri soylu erki devletidir. Memlûk sözcüğü Arapçada köle demektir. Bu nedenle devlet Kölemenler Devleti olarak da bilinir. Bazı kaynaklarda adı ed-Devletü’t-Türkiye (Türkiye Devleti) olarak da geçer.

Halkının çoğu Arap olan bu devlette iktidar Arap olmayan ve kölelikten yükselen askerlerin elindeydi. Memlûk Sultanlığı’nın kökeni, Eyyubi Devleti’nin 1174 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından kurulmasına kadar uzanmaktadır. Diğer sultan ve amirlerin olduğu gibi Selahaddin Eyyubi’nin de Bahriler adında kendine özel bir askeri birliği vardı. Bahriler, Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlardan ele geçirilen köle Kıpçak Türklerinin arasından seçiliyordu.u Bahri birlikleri 800-1000 atlıdan oluşmaktaydı. Bahri kelimesi, deniz veya büyük ırmak anlamına gelen Arapçadaki bahr (بحر) kelimesinden gelir zira Bahrilerin kışlaları Nil’deki Rawda adasında bulunmaktaydı. Kahire’deki garnizonlarda ise Çerkes ve Gürcü kökenli köle askerler bulunur ve bunlara da Memalık-ı Cerakişe denirdi.

Memluk Sultanlığı


2-) Kayıların Anadolu’ya Gelişi ve Yerleşmesi

Osmanlı Devletini Oğuzların Bozok kolunun Kayı Boyu kurmuştur. Moğolların Orta Asya’yı istilası üzerine Anadolu’ya büyük Türk göçü başladı. Kayılar, Söğüt ve Domaniç bölgesine yerleşti. (Damgaları ok ve yay)

Osmanlı Devleti’nin büyüme nedenleri:

a) Anadolu’da esnaf teşkilatı olan Ahilerin desteği­ni yanına aldı.
b) Anadolu’ya gaza yapmak için gelen Gaziyanırum adı verilen Türkmen topluluklarını etrafında topladı. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 3’e bakın!)
c) Bizans Tekfurlarının halka baskı yapması gayrimüslimlerin Osmanlı hoşgörüsüne sığınması
d) Türklere karşı değil Hristiyanlara karşı gaza ve cihat politikası uygulaması.
e) Coğrafi konumu ve merkeziyetçi yapısı da etkili olmuştur.
f) Tımar ve İskan Politikası ile Sancak ve Devşirme Sistemi etkili olmuştur.
Osman Bey Dönemi: Ertuğrul Gazinin ölümü üzerine Kayı Boyunun başına geçti. İlk olarak Karacahisar’ı alarak burayı beyliğin merkezi yaptı. Ardından Ahi Liderlerinden Şeyh Edebali’nin kızı ile evlendi. Türkmenler üzerinde söz sahibi olan Ahi Teşkilatı Osmanlı’nın kurulmasında önemli rol oynadı. İlk Osmanlı padişahı yani kurucusudur. İlk Osmanlı Parası’nı bastırdı.
★ İlk Fethiler:  Osman Bey, Yarhisar ve Bilecik’i fethettikten sonra beyliğin merkezini Bilecik’e taşıdı. (1298) Osman Bey 1299 yılında bağımsızlığını ilan etti ve Yundhisar ile Yenişehir topraklarını fethedip İzmit’e yaklaştı. Osman Bey Türk töresinde olan “Fetheden fethettiği yerin sahibidir” anlayışına dayanarak aldığı yerleri oğullarına, kardeşlerine ve silah arkadaşlarına dirlik olarak verdi. Osman Bey 1302 yılında Bizans ile ilk savaş olan Koyunhisar savaşını yaptı ve İzmit’in yolu açıldı.
Orhan Bey Dönemi: Osman Bey’in asıl amacı Bursa’yı almaktı ama ömrü yetmedi kuşatmayı oğlu devam etti ve Orhan Bey 1326 yılında Bursa’yı alıp burayı başkent yaptı. Bizans’ın Marmara’nın güneyindeki etkinliği kırıldı. İpek Sanayisi Osmanlı’ya geçti.
★ Maltepe (Palekenon) Savaşı; Osmanlıların İznik’i kuşatması üzerine Bizans İmparatoru orduyu gönderdi. Bunun üzerine Orhan Bey Kuşatmayı kaldırıp Bizans üzerine yürüdü ve Maltepe’de (Palekenon) yapılan savaşı Osmanlı kazandı.
★ İznik (1331) ve İzmit’in (1337) Fethi ile Osmanlının sınırları genişledi.Bizans’a yapılacak seferlere askeri üs yapıldı.
★ Karesioğulları Beyliği’nin Osmanlılara Katılması: Osmanlı Devleti’ne katılan ilk beylik Karesioğulları Beyliği oldu. Böylece Anadolu Türk Siyasi biriliğinin sağlanmas yolunda ilk adım atılmış oldu. Osmanlılarda denizcilik faaliyeti başladı ve Osmanlıların Rumeli’ye geçişi kolaylaştı.
♥ Orhan Bey Kimdir? Orhan Bey Bizans İmparatoru kızı ile evlenmiştir. Osmanlı Devleti’ni Osman Bey kurmuştu ama onu teşkilatlandıran ve devlet haline getiren Orhan Bey idi. Teşkilatçı ve askeri dehası olan biriydi. Dönemin ünlü seyyahlarından İbni Batuta, onu; “Türkmen hükümdarlarının en ulusu” diye nitelendirmişti

3-) Balkanlardaki Fetihler

Çimpe Kalesinin Alınması (1353): İmparator ol­mak isteyen Saray Bakanı Kantakuzenos Osmanlı’dan yardım istedi. Sırp ve Bulgarlara karşı tekrar yardım isteyince bu yardımların karşılığında Bizans, Rumeli’deki Çimpe Kale­sini Osmanlılara verdi.

I. Murat Dönemi: 

I. Murat, Balkanlarda ilerleyişi hızlandırmak için Edirne’yi almalıydı. Sazlıdere Savaşı ile Edirne’yi fethetti. Edirne, başkent oldu. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 4’e bakın!) Böylece Balkanlarda ilerleyiş kolaylaştı. Artık Osmanlı’yı Balkanlardan atmak için Haçlı birlikleri kurulacaktı. Filibe ve Gümülcine’nin alınmasından sonra da artık Bizans’ın kara bağlantısı kesilmiş tam ortada kalmıştı.
★ Sırp Sındığı Savaşı (I. Çirmen) : Edirne’nin alınması üzerine Papa V. Urban’ın teşvikiyle Avrupa’da Haçlı birliği kuruldu. Savaşı Osmanlılar kazandı. Türklerin Balkanlar’da genişleme ve ilerlemesi hız kazandı.
★ II.Çirmen Savaşı (1371): Sırpsındığı Savaşı’nın intikamını almak isteyen Sırplar Osmanlı’ya savaş açtılar. Çirmen mevkiinde yapılan savaşta Sırplar yenildi. Yeni fethedilen topraklara Türkmenler yerleştirildi.
★ I. Kosova Savaşı (1389): Lala Şahin Paşa Ploşnik’te, Sırp ve Bosnalı kuvvetlere yenilince Balkan Devletleri yeni bir Haçlı ordusu hazırladı. Kosova’da yapılan savaşta Osmanlı ordusu kısa sü­rede haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Osmanlıların ilk büyük zaferidir. I. Murat savaş alanını gezerken bir Sırplı asker tarafından hançerlenerek şehit edildi. Osmanlılar ilk kez bu savaşta top kullandı. İlk defa Anadolu Beylikleri Osmanlı Devleti’ne yardım gönderdi.

I. Murat Kimdir? 

Az ve öz konuşurdu. Alimlere ve ilim adamlarına çok nazikti. Disiplinli sözüne sadıktı. Osmanlı Devlet yöneticileri içerisinde ilk defa “Sultan” unvanını kullanmıştır. Tarihçi Gibbons “Padişahlığı boyunca Hristiyanlara Papalıktan daha iyi muamele etmiştir” diyerek onun engin hoşgörüsünü vurgulamıştır. Balkanlardaki fetihlerle Osmanlı temellerini attı.

Yıldırım Beyazid Dönemi

★ İstanbul’un Kuşatılması: Bizans’ın Avrupa’yı kışkırtması ve Karamanoğulları ile ittifak yapması üzerine İstanbul kuşatıldı. Haçlı ordusunun Bizans’a yardım amacıyla Niğbolu kalesini kuşatması üzerine İstanbul kuşatması kaldırıldı. Ardından Niğbolu zaferinden sonra tekrar kuşattı ve Bizans’a gelebilecek yardımları kesmek için Anadolu Hisarını (Güzelcehisar) yaptırdı. Toplamda 4 kez kuşatılmıştı ancak son kuşatma da Timur tehlikesinden dolayı kuşatma kaldırılmasına rağmen Bizans ile istenilen bir antlaşma imzalanmıştı. Bu antlaşmaya göre;
* İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulacak ve cami yapılacaktı.
* Türklerin davalarına bakması için bir kadı tayin edilecekti.
* Bizans her yıl vergi verecekti.
★ Niğbolu Savaşı (1396): Bulgaristan’ın büyük bir kısımı Osmanlı topraklarına katılması ve Bizans’ın kuşatılması üzerine Papa’nın gayretleriyle bir Haçlı Ordusu kuruldu. Macar Kralı Sigismund komutasındaki Haçlı ordusu Niğbolu Kalesini kuşattı ve Yıldırım haberi alır almaz İstanbul kuşatmasını kaldırdı ve Niğbolu’da Haçlıları bozguna uğrattı. Niğbolu zaferi sonucunda;
  • Halife savaşı kazandığı için Yıldırım Beyazıd’a “Sultan-ı İklim-i Rum” unvanını verdi. (Anadolu’nun Sultanı)
  • Osmanlıların İslam dünyasındaki prestiji arttı.
  • Macarlar etkisiz duruma geldi.
  • Eflak ve Boğdan Osmanlı üstünlüğünü tanıdı ve Bulgaristan Krallığına tamamen son verildi.
  • Balkanlarda güvenliği sağlayan Yıldırım Beyazıd, Türk birliğini sağlamak için Anadolu’ya yöneldi.
İskan Politikası: İskan Politikası ile Osmanlı fethettiği Balkan topraklarına dervişlerin önderliğinde Anadolu’dan getirttiği bir kısım Türkmenleri yerleştirmiştir. Böylece;
* Fethedilen bölgelere Türklerin yerleştirilerek o bölgenin askeri ve sosyal yönden güven­liği sağlandı.
* Göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesi sağlandı.
* Boş araziler değerlendirilip tarım yapıldı. Bölge halkına daha rahat bir yaşam sunularak bölge halkının bağlılıkları sağlandı.
* Fethedilen yerler Türkleştirildi.

İskân Siyasetinde Dikkat Edilen Hususlar;

* Göçmen ailelerin bütün ihtiyaçları devlet tarafın­dan karşılanarak yerleşme faaliyetleri kolaylaştı­rılmıştır.
* Göçmen ailelere vergi affı getirilerek göç teşvik edilmiştir.
* Askeri bakımdan stratejik öneme sahip bölge ve şehirlerin Türkleştirilmesine öncelik verilmiştir.
* Öncelikle konar-göçer Türkmenler yerleştirilerek onların yerleşik hayata geç­mesi sağlanmıştır.
* Göç alınan bölgelerde daha çok anlaşmazlık içe­risinde olan ailelerden biri göçe tabi tutulur ve anlaşmazlıklar giderilirdi.
* Huzur ve güvenliğin devamı için göçmenlerin ge­çerli bir neden olmadan eski yerlerine dönmeleri­ne izin verilmemiştir.

4-) Anadolu’da Siyasi Birliği Sağlama Faaliyetleri

Anadolu’da Türk siyasi birliğini kurma çalışmaları Orhan Bey döneminde başladı. Bu amaçla ilk olarak Karesi Beyliği alındı. I.Murat döneminde ise barışçıl bir politika izlendi. I. Murat oğlu Yıldırım Beyazıd ile Germiyanoğulları Beyinin kızını evlendirdi. Bu evlilik ile Kütahya, Simav, Tavşanlı çeyiz olarak Osmanlılara geçti. I. Murat Hamitoğullarından da para karşılığı Akşehir, Beyşehir, Yalvaç ve Isparta’yı aldı. Yıldırım Beyazıd döneminde de Saruhanoğulları, Aydınoğulları, Meneteşeoğulları, Germiyanoğulları, Karamanoğulları, Hamitoğulları, Eretna Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.
Ankara Savaşı (1402) ve Fetret Devri: Timur ile Beyazıd arasında mektuplaşmalar yaşandı. Ağır hakaretlere varan mektuplaşma olayı Sivas’ın yağmalanması ile devam etti. Aslında Doğu seferine çıkacak olan Timur’un arkasında güçlü bir devlet bırakmak istememesi nedeniyle Osmanlı devletine saldırdı. İki ordu Ankara’nın Çubuk Ovasında karşılaştı. Osmanlı savaşı kaybetti. Beyazıd esir düştü. Bu savaş sonucunda;
  • Anadolu Türk birliği bozuldu ve Osmanlı’ya daha önce katılmış beylikler yeniden kuruldu (Karesi Beyliği hariç).
  • İstanbul’un alınması gecikti, Bizans’ın ömrü uzadı.
  • Osmanlı fetihlerinin uzun süre duraklamasına sebep oldu.
  • Timur bir süre Anadolu’ya hakim oldu.
  • Osmanlı siyasi tarihinde Fetret Dönemi başladı.
  • Balkanlardaki Türk ilerleyişi kısa bir süreliğine durdu.
  • Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi geçirdi.
* Yıldırım’ın esir düşüp ölmesinden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Timur, Yıldırım Beyazıd’ın son verdiği Anadolu Beyliklerini tekrardan kurduttu ve Anadolu Türk siyasi birliği tekrardan bozuldu. Timur, Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’da ken­disine karşı askeri ve siyasi bir tehlikenin meydana gelmemesi için Osmanlı Devleti’ni Yıldırım Bayezit’in oğulları arasında paylaştırmıştır. 1402′den 1413 yılına kadar süren ve taht müca­deleleriyle geçen bu döneme Fetret Devri denir. Mehmet Çelebi devleti tekrardan toparladı. Bu nedenle I. Mehmet, Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu sayılır. Bu süreçte Anadolu’da çok fazla toprak kaybı yaşanmışken Balkanlarda toprak kaybı yaşanmamıştır. Bunun en önemli nedenleri ise Balkanlarda güçlü bir siyasi otoritenin olmayışı, Osmanlı’nın burada uyguladığı hoşgörü politikası ve iskan politikasının sonuçlarıdır.
I. Mehmet Çelebi Dönemi: Mehmet Çelebi Anadolu’da Türk Siyasi Birliğini yeniden sağlamak düşüncesindeydi. Birçok şehri tekrardan ele geçirdi. Bu dönemde Şeyh Bedrettin Anadolu’da meydana gelen karışıklıklardan faydalanarak kendi düşüncesini yaymaya başladı. Şeyh Bedrettin’in düşünceleri Osmanlı İslam anlayışına tersti. Şeyh Bedrettin isyanı bastırıldı ve idam edildi. Şeyh Bedreddin isyanı Osmanlı Devleti’nde ilk dini ve sosyal içerikli isyandır. Bu dönemde yaşanan bir diğer iç olay da kardeşi Mustafa Çelebi İsyanıdır. Bu isyanı bastırdıktan sonra kardeşi Mustafa Çelebi Bizans’a sığınmıştır. Mehmet Çelebi öldükten sonra II. Murat döneminde tekrar isyan edecektir. Mehmet Çelebi, Balkanlara yöneldi burada da Eflak ve Bosna’da Osmanlı egemenliğini kurdu. Osmanlı ticaret gemilerine saldıran Venedik donanması ile savaşıldı. Bu savaştan başarılı olunamadıysa da Osmanlı bu savaşlarda tecrübe kazandı.
II. Murat Dönemi
★ Edirne-Segedin Antlaşması (1444): Karamanoğullarının isyanını bastıran II. Murat tekrar Sırplarına üstüne yürüdü. Ardından Osmanlı akıncıları Balkanlarda yenilince Avrupalılar Haçlı ordusu oluşturdu. Bunun üzerine II. Murat barış istedi. 1444′te Edirne-Segedin Antlaşması imzalandı. Buna göre;
* Sırp Krallığı yeniden kurulacaktı ve Sırplar, Osmanlı’ya vergi verecekti.
* Eflak, Osmanlılara vergi vermek kaydıyla Macaristan’ın kontrolüne bırakılacaktı.
* Antlaşma 10 yıl geçerli olacaktı.
* Tuna Nehri sınır olacaktı.
* İki taraf antlaşmaya uyacaklarına dair kutsal kitaplarına yemin edeceklerdi.
★ Varna Savaşı (1444): Küçük yaşta II. Mehmet’in tahta geçmesi üzerine, Macar Kralı Ladislas önderliğinde bir Haçlı ordusu oluşturuldu. Edirne-Segedini bozarak Haçlı ordusu kuran Avrupalılar, Osmanlıya yenildi. Savaşın sonunda;
* Hıristiyan Haçlı dünyasının Bizans’ı kurtarma giri­şimlerinin sonuncusu olmuştur.
* Osmanlı Devleti bu savaşla kötü gidişe son vermiştir.
★ II. Kosova Savaşı (1448): Rumeli’deki ilerleyişini sürdürürken Arnavutluk’ta İskender Bey isyan etti. Bu isyanla uğraşırken Avrupalılar Varna’nın intikamını almak için tekrardan Haçlı ordusu kurdu ve Haçlılar yine bozguna uğradı. Böylece;
* II. Murat, Mora ve Yunanistan’da Türk egemenliğini yeniden kurdu.
* Sırp kralı tekrar Osmanlı himayesine girdi. Bu savaştan sonra Türkler taarruza, Haçlılar savunmaya çekilmiştir.
* Türklerin Balkanlardan atılamayacağı kesinleşti.
OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
1. Osmanlı’da Devlet Anlayışı: Kısa süre içinde Anadolu’nun dışında, Avrupa’da da geniş alanlara hâkim olan Osmanlı Devleti, bünyesinde ırk, dil, din ayrımı gözetmeksizin barındırdığı milletleri yüzyıllarca yıl başarıyla yönetti. Bu başarıyı gösterebilen Osmanlı Devleti’nde hükümranlık anlayışı, İslam hukukuna ve eski Türk geleneklerine dayanıyordu. İslam hukukuna göre hâkimiyet, Allah’a aittir. Hükümdar, Allah’ın vekili olarak halkı adaletle yönetmek, yönetilenlerde hükümdarın emirlerine uymak zorundaydı. Türk geleneklerine göre ise İslamiyet öncesi Türk devletlerinde hükümdarlara devleti idare etme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılıyordu. Ayrıca ülke, hanedanın ortak malı sayılır ve hükümdarın oğulları arasında paylaştırılırdı. Bu durum, eski Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmalarına sebep oluyordu. Osmanlı Devleti’nde ise hükümdarlığa hanedan ailesinden kimin geçeceği konusunda bir kural yoktu. I. Murat’tan itibaren “Ülke hanedanın ortak malıdır.” anlayışının yerini “Ülke padişah ve oğullarınındır.” anlayışı aldı. Bu uygulamayla taht kavgalarının sınırlandırılması ve merkezî otoritenin korunması hedeflenmiştir. Şehzadelerin devlet yönetiminde deneyim kazanmaları için sancaklarda vali olarak görevlendirilirlerdi. Osmanlı Devleti’nde hükümdar, devleti yönetirken şeri (dinî) ve geçmişten gelen geleneksel kurallara uymak zorundaydı. Padişahın görevleri ise halkı korumak ve onlara karşı adaletli olmak, kanunlara uygun olarak ülkeyi yönetmek, sınırları güvenlik altına almak, seferlere çıkarak ülkenin topraklarını genişletmek ve halkın ekonomik ve sosyal refahını sağlamaktı.
Şehzadelerin Sancağa Çıkma Uygulaması: Şehzadeler belli bir yaşa gelince sancağa çıkardı. Sancaklara gönderilen şehzadelere bu görevlerinde, “Lala” adı verilen bilgili ve deneyimli kişiler yardımcı olurlardı. Şehzadeler, yönetimde deneyim kazanıyordu. İzmit, Bursa, Kütahya, Manisa ve Amasya önemli şehzade sancaklarıydı. Sancağa çıkma uygulamasını III. Mehmet kaldırdı.
2) Osmanlı Devlet Teşkilatı: Osmanlı hükümdarları yasama, yürütme, yargı yetkilerini kendilerinde toplamışlardı. Orhan Bey döneminden itibaren toprakların genişlemesi, nüfusun çoğalıp devlet işlerinin yoğunlaşması üzerine idari, askerî, ekonomik ve hukuki düzenlemeler yapılarak devlet teşkilatının kurulup gelişmesini sağlamaya çalıştılar. Orhan Bey zamanında başkentte, devlet işlerinin görüşülüp karara varılması amacıyla Divanıhümayun kuruldu. Padişahın başkanlığında toplanan divanda siyasi, askerî, adli ve ekonomik işler görülür, davalara bakılırdı. Divan; din, dil, ırk, cinsiyet, meslek vb. ayrımı yapılmaksızın herkese açıktı. Divanıhümayun toplantılarına veziriazam, vezirler, kazaskerler, defterdar ve nişancı katılırdı. Devletin sınırlarının genişlemesiyle I. Murat zamanında beylerbeylik kurularak ülke yönetim bölümlerine ayrıldı. Böylece ülke eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar ise köylere ayrıldı. İlk olarak Rumeli Beylerbeyliği daha sonrada Anadolu Beylerbeyliği kuruldu. Askerî alanda düzenli ordunun kurulmasına çalışıldı. Bu amaçla Orhan Bey zamanında yaya ve müsellem, I. Murat zamanında da Kapıkulu Ocağı kuruldu. Osmanlı Devleti, ilk olarak Karesioğulları Beyliği’nin donanmasını alarak denizcilik faaliyetlerine başladı. Bu doğrultuda önce Karamürsel’de daha sonrada Yıldırım Bayezit zamanında Gelibolu’da birer tersane kuruldu. Ekonomik alanda ise bilinen ilk Osmanlı akçesi Osman Bey zamanında bastırıldı. Ekonomisinin temeli tarıma dayanan Osmanlı Devleti’nde Orhan Bey döneminde Tımar Sistemi ilk kez uygulandı. Bu dönemde hukuk ve eğitim alanında da eyalet, sancak, kaza ve köylere davalara bakması için kadılar görevlendirildi. İznik’te ilk Osmanlı medresesi kuruldu.
3) Osmanlı Ordusu: Kuruluş yıllarında Osmanlı Beyliği’nin düzenli askerî birlikleri yoktu. Gerektiğinde, gazilerden oluşan ve tamamı atlı olan aşiret kuvvetleri, alperenler ve gazi akıncılar seferlere çıkarlardı. Savaş bitince bu kuvvetler dağılır, herkes işinin başına dönerdi. İlk fetihleri yapanlar bu uç kuvvetleridir. Sınırların genişlemesiyle birlikte bu kuvvetlerin yetersiz olduğu görüldü ve devamlı savaşa hazır, yaya ve atlı bir kuvvetin kurulmasına karar verildi.
a. Kara Ordusu
* Yaya ve Müsellemler: Orhan Bey zamanında ilk düzenli yaya birlikleri ve atlı birlikler (müsellem) kuruldu.
* Kapıkulu Ocakları: I. Murat döneminde Çandarlı Halil Hayrettin Paşa’nın teşvikiyle devşirme usulüne dayalı olan Kapıkulu Ocakları kuruldu. Kapıkulu Ocakları piyadeler ve süvariler olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.
* KapıkuluPiyadeleri:
– AcemiOcağı: Pençik Kanunu gereğince savaş esirlerinden yararlanılma yoluna gidildi. Bu kanuna göre, savaşlarda alınan esirlerden beşte biri vergi karşılığı devletin olacaktı. Önceleri bunlar kısa bir eğitimden sonra Yeniçeri Ocağı’na alınırlardı. Bunun sakıncaları görülünce, savaş esiri gençlerin Anadolu’daki Türk ailelerin yanına verilmesi kararlaştırıldı. Böylece esirler küçük bir ücret karşılığı hem çiftçilik yapacaklar hem de Türk – İslam âdet ve geleneklerini öğreneceklerdi. Fakat bunlar asıl askerî eğitimlerini Acemi Ocağı’nda alırlardı. İlk Acemi Ocağı I. Murat zamanında Gelibolu’da kuruldu. Acemi Ocağı asker ihtiyacını; Pençik Kanunu gereğince savaş esirlerinden, daha sonra çıkarılan Devşirme Kanunu gereğince Hıristiyan tebaadan olmak üzere iki yoldan sağlardı. Ankara Savaşı’ndan sonra yeni asker kaynağı aranmasına yol açtı ve bu da “devşirme” sistemini doğurdu. Devşirme Kanunu’na göre Osmanlı tebaası Hıristiyan çocuklarından (belli yaşlardaki çocuklardan özellikle 14-18 yaş arasındakilerden) şartları elverişli olanlar belli bir eğitimden geçirildikten sonra Kapıkulu askeri yapılmıştır. İçlerinden saraya alınarak Enderun’da eğitilenler sadrazamlık gibi en yüksek dereceli devlet kadrolarına getirilmişlerdir. Devşirme yapılacak bölgede, öncelikle çocuklarının devşirilmesini isteyen ailelerin çocukları değerlendirilmiştir. Kanuna göre çocukların, iki veya daha fazla çocuğu bulunanın en sağlıklısı tercih edilir, tek çocuğu olanın oğlu alınmazdı.

Yeniçeri Ocağı

Yeniçeri Ocağı



– YeniçeriOcağı: Yeniçeriler, Kapıkulu Ocaklarının en temel ve en kalabalık grubuydu. I. Murat zamanında ilk önce Edirne’de kuruldu. Yeniçeriler, padişahın merkezî otoritesinin temelini oluşturmuştur. Yeniçeriler sıkı bir eğitim görürler; ok, yay, kılıç, balta ve gürz gibi çağın silahlarını en iyi şekilde kullanırlardı. Yeniçeriler, yaya olarak savaşırlar ve savaş sırasında merkezde, padişahın yanında bulunurlardı. Yeniçeri Ocağı’nın komutanına yeniçeri ağası denirdi. Yılda bir elbise ve üç ayda bir ulufe denen maaş alan yeniçeriler, Kapıkulu ordusunun en itibarlı birlikleri arasındaydı. Askerlik dışında başka işlerle ilgilenmezler ve emekli olana kadarda evlenmezlerdi.
– CebeciOcağı: Yeniçeri askerlerinin silahlarının yapımını, bakımını ve onarımını sağlayan teknik sınıftır.
– Topçu Ocağı: Top dökmek, top mermisi yapmak ve top atmak için kuruldu. Osmanlı ordusunda ilk top, I. Murat zamanında 1389’da I.Kosova Savaşı’nda kullanılmıştır. Yıldırım Beyazid, Niğbolu savaşında da kullanmıştır.
– KapıkuluSüvarileri: Süvari (atlı asker) olan bu bölükler, Kapıkulu ordusunun itibarlı birliklerindendi. Seferde padişahın yanında bulunur, silahlarını taşır, güvenliğini sağlarlardı. Derece olarak yeniçerilerden daha yüksektiler ve maaşları daha fazlaydı.
* EyaletAskerleri
– Tımarlı Sipahiler (Tımar Sistemi): Osmanlı Devleti, Türkiye Selçuklularında “ikta” olarak bilinen bu sistemi alarak geliştirmiş ve tımar sistemi adıyla uygulamıştır. Orhan Gazi zamanından itibaren uygulanmıştır. Bu sistemle Osmanlı Devleti bazı topraklarının gelirlerini, hizmet karşılığı olarak askerlerine ve memurlarına vermiştir. Bu sisteme göre, tahrir sonucunda belirlenen devlete ait vergi gelirlerinin bir bölümü, padişah hasları adıyla merkeze ayrılır, geri kalanı ise dirlik denen çeşitli birimlere ayrılırdı. Dirlikler, gelirlerine göre olmak üzere üçe ayrılıyordu.
Has: Geliri yüz bin akçeden fazla dirliklerdir. Padişaha, hanedan üyelerine, veziriazama ve üst düzey devlet görevlilerine verilirdi.
Zeamet: Gelirleri yirmi bin ila yüz bin akçe arasında olan dirlikler. Eyalet merkezlerinde oturan üst düzey yöneticilere verilirdi.
Tımar: Senelik gelirleri üç bin ila yirmi bin akçe arasında olan dirliklerdir. Osmanlı’ya hizmeti olan asker ve memurlara verilirdi.
֍ Tımar sahipleri her üç bin akçe için, zeamet ve has sahipleri ise her beş bin akçe için “cebelü” adı verilen atlı asker beslerlerdi. Tımarlı sipahiler denen eyaletlerdeki bu atlı birlikler, Osmanlı ordusunun en büyük bölümünü oluşturuyordu. Bu toprakları ekip biçenler, devlete ödemeleri gereken vergiyi, devletin göstereceği memurlara ve sipahilere öderlerdi. Üç yıl üst üste mazeretsiz olarak üretim yapmayanların toprakları işletme hakkı elinden alınırdı. Amaç, üretimi canlı tutmaktı.
– Azaplar: Azap, bekâr anlamına gelir. Bunlar, Anadolu’dan toplanan, savaşa yararlı ve kuvvetli bekâr Türk gençlerden seçilirdi.
– Akıncılar: Sınırların güvenliğini sağlamak için kurulmuş olan atlı askerî birliklerdir. Çok hızlı hareket ettiklerinden dolayı bu adı almışlardı. Bunların görevi düşman ülkelerine akınlar düzenleyerek bilgi toplamak, askerî ve ekonomik kaynaklarına zarar vermek, orduya yol açmak ve pusu kurulmasını önlemekti. Akıncı beyleri Avrupa dillerinden pek çoğunu bilirlerdi.
b. Deniz Kuvvetleri (Donanma)
4) Osmanlı Ekonomisi: Osmanlılarda reaya diye adlandırılan insanlar, yaptıkları işlere göre şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşarlardı. Osmanlı ekonomisinin en temel kaynağı topraktı. Ekilebilen toprakların çoğu devletin malı idi. Bunlara Miri Arazi denirdi. Tımar sistemi içerisinde köylülere dağıtılan topraklara da çift denirdi. Miri Arazi Dirlik, Paşmaklık, Ocaklık, Malikane, Yurtluk, Vakıf ve Mukataa diye ayrılırdı. Dirlik’te Has, Zeamet ve Tımar diye üçe ayrılırdı. Birde Mülk arazi vardı ve tamamen kişilere ait olan topraklardı. Mülk Arazi’de Öşri ve Haraci olmak üzere ikiye
ayrılırdı.

2. Ünite:
Dünya Gücü Osmanlı Devleti (1453 – 1600)

1. KONU: İSTANBUL’UN FETHİ
İstanbul’un fethi (1453) ile başlayıp Sokulu Mehmet Paşa‘nın ölümüne (1579) kadar süren dönemdir. Dönemin ilk padişahı II. Mehmet’tir (Fatih).

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİ (1451 – 1481)
Genç yaşta başa geçen II. Mehmet yükselme dönemi­nin ilk padişahıdır.

İSTANBUL’UN FETHİ (29 MAYIS 1453)
II. Murat’ın ölümünden sonra tahta oğlu II. Mehmet geçti. II. Mehmet padişah olur olmaz İstanbul’un fethi için hazırlıkla­ra girişti. II. Mehmet çeşitli sebeplerle İstanbul’un fethini zorunlu görüyordu.

Nedenleri
1. Osmanlılar Anadolu ve Rumeli’de geniş topraklara sahip olmuşlardı. Coğrafi bütünlüğün sağlanması için Bizans’a son verilmesi gerekliydi.
2. İstanbul, Asya – Avrupa kara yolu ile Karadeniz’den Akdeniz’e ulaşan su yolunun kesiştiği önemli bir ticaret merkeziydi.
3. Osmanlı ordusu Anadolu’dan Rumeli’ye, Rumeli’den Anadolu’ya geçmede güçlüklerle karşılaşıyordu.
4. Bizans sürekli olarak Avrupa Hristiyan dünyasını Os­manlılara karşı kışkırtıyor, şehzadeler arasında taht kavgalarını kızıştırıyordu.
5. Hz. Muhammed’in İstanbul’u fethedecek komutan ve askerleri öven hadisi de manevi açıdan fethi gerektiren nedenler arasındadır.

İstanbul’un fethi için yapılan hazırlıklar:
1. Anadolu Hisarı’nın karşısında Rumeli Hisarı (Boğazke­sen) yaptırıldı.
2. Bizans’a Balkanlardan gelebilecek muhtemel yardımı engellemek için Edirne’de güçlü bir ordu kuruldu.
3. Dört yüz parçadan oluşan güçlü bir donanma hazırlan­dı.
4. Bizans’ın Haliç’i büyük zincirlerle kapatmasına karşı gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirdi.
5. Şahi adı verilen büyük toplar döktürdü.

İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453):2 yıl süren yoğun hazırlık döneminden sonra İstanbul 6 Nisan 1453′te kuşatıl­dı. 53 gün süren kuşatma sonucunda 29 Mayıs 1453′te İstanbul fethedildi.

Sonuçları
1. II. Mehmet’e “Fatih” unvanı verildi.
2. İstanbul başkent yapıldı.
3. Boğazların egemenliği Osmanlı’nın eline geçti.
4. Yükselme Dönemi başladı (1453 -1579).
5. Devlet imparatorluk haline geldi.
6. Dünya tarihindeki önemi nedeniyle Ortaçağ sona erdi, Yeniçağ başladı.
7. Surların büyük toplarla yıkılacağının anlaşılması Avru­pa’da derebeylik sisteminin yıkılmasına zemin hazırladı.

Not: İstanbul’un fethinden sonra Fatih, Ortodoksların himayesini üstlenmiş, böylece Osmanlıların hoşgörüsünü göstermeyi, Hristiyan dünyasındaki ayrılıkların sürmesini ve Ortodoksla­rın desteğini sağlamayı hedeflemiştir.

Osmanlı Devleti’nin coğrafi bütünlüğü ve güvenliği sağlandı. Türklerin Rumeli’deki varlığı Avrupa tarafın­dan kabullenildi.

Avrupa’ya kaçan bazı Bizans bilginlerinin yaptığı araş­tırmalar Rönesans ve Coğrafi Keşifler’in oluşumunu hız­landırdı.

Rumeli’de Alınan Yerler

Belgrat dışında Sırbistan alındı (1454).
Mora Yarıma­dası alındı.
Eflak alındı (1463).
Bosna ve Hersek alındı (1463).
Boğdan Beyliği de Osmanlı Devleti’ne “Bağlı Beylik” haline getirildi (1476).
Arnavutluk alındı (1479).

Anadolu’da Alınan Yerler
Cenevizlilerden Amasra alındı (1459).
Candaroğulları Beyliğine son verilerek Sinop alındı (1460).
Trabzon Limanı alındı (1461).
Konya ve Karaman alındı.
Fatih, Otlukbeli Savaşı’nda (1473) Akkoyunlu hüküm­darı Uzun Hasan’ı yenilgiye uğrattı.

Denizlerde Gelişmeler
İmroz, Taşoz, Bozcaada, Limni ve Midilli gibi Ege ada­ları alındı.
Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’ne “bağlı” hale getirildi. (1475)
Not: Kırım‘ın alınmasıyla Karadeniz Türk gölü haline geldi. Kara­deniz ticaret yolları denetim altına alındı, ipek Yolu Osmanlı denetimi altına girdi.

İlk kapitülasyonlar Fatih döneminde Venediklilere veril­miştir (1479).
Otranto şehrini alarak Napoli krallığına ait kaleleri fethetti. II. Beyazit, Gedik Ahmet Paşa’yı geri çağırması Otranto, Napoli Krallığı tarafından geri alındı. 

Fatih dönemindeki fetihlere ve seferlere bakılınca, belirgin amaçlar görülür:
Ticaret yollarının denetimini sağlamak
Anadolu’nun siyasal birliğini sağlamak
Doğu Roma ve Batı Roma imparatorluklarının mi­rasına sahip olarak büyük bir Akdeniz imparatorlu­ğu kurmak
Fatih İtalyan ressam Centile Bellini‘ye kendi portresini çizdirmiş, İstanbul’la ilgili tablolar yaptırmıştır.
Bugünkü İstanbul Üniversitesi‘nin temeli sayılan ilk yüksek okul olarak “Sahn-ı Seman Medresesini” açtır­mıştır.
Yönetim anlayışı olarak “ülke padişahındır” anlayışı getirilmiştir. Böylece tam merkeziyetçi bir yönetim sağ­lanmıştır.
İlk altın parayı bastırmıştır.
Bu dönemde verilen kapitülasyonların sebebi Avrupa’da bir Haçlı Hristiyan Birliği’nin parçalanmasını önlemekti.
Devletin düzenli işlemesi için Osmanlı Devleti’nin ana­yasası niteliğinde olan “Kanunname”yi çıkarmıştır. (Kanunname-i Ali Osman)

Not: Fatih Kanunnamesi (Kanunname-i Ali Osman)
Fatih Sultan Mehmet tarafından devletin idari, ekonomik ve hukuki alanlarda yapılan düzenlemelerini içeren kanunna­medir. Fatih kanunnamesinde Padişaha, devletin bekası için kardeşlerini öldürtme yetkisi verilmiştir.

Ortodoks Patrikliğinin açılmasına izin vererek hoşgörülü bir imparator olduğunu kanıtlamıştır. 

TOPKAPI SARAYI
İstanbul’da Topkapı Sarayı inşa edilmiştir (1465-1478).

Topkapı Sarayı
Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’da yaptırılmıştır. Yapımında 1465′te başlayan Topkapı Sarayı 1478′de ta­mamlanmıştır.
700.000 m2 lik bir alan üzerinde yer alan Topkapı Sarayı 19. yy’a kadar padişahların ülkeyi yönettiği merkez olarak kullanılmıştır. 19. yy’da padişahların İstanbul’da yapılan diğer saraylarda ikamet etmeye başlamasıyla boşaltılmıştır. Topkapı Sarayı 3 Nisan 1924′te müzeye çevrilmiştir. Klasik dönem Osmanlı mimari eserleri arasında yer alır.

II. BAYEZİD DÖNEMİ (1481 – 1512)
II. Bayezid zamanı “Yükselme dönemi içinde durgunluk dönemi” olarak adlandırılmıştır. Bu dönemin duraklama olarak adlandırılmasında iki temel etken vardır. Bunlar II. Bayezıd’ın din işlerine devlet işlerinden daha fazla değer vermesi ve Cem olayıdır. 

Şehzade Cem Olayı (1481 – 1495)
Osmanlı Devleti’nin bir iç sorunu olan bu olay Cem’in Rodos şövalyeleri tarafından papaya götürülmesi ile dış sorun haline gelmiştir. Bu da sonuç olarak Osmanlı Devletinin iç işlerine karışılmasına yol açmıştır. Avrupalılar Şehzade Cem’i kullanarak sürekli Osmanlı devletine şantaj yapmış­lardır. İç çekişmelerden dolayı bu dönemde Osmanlı Devleti kendisinden yardım isteyen İspanya Müslümanlarına gere­ken yardımı gönderemedi.

Osmanlı Devleti’nin fetihleri duraksamıştır. Osmanlıların bir süre tehdit (Haçlı tehdidi) altında kalmasına neden olmuş­tur.

Cem Sultan

Osmanlı – Venedik Savaşları (1499-1502)
Venedikliler denizlerde Türklere yenildi ve Ege hâkimiyeti Türklere geçmeye başladı. İnebahtı, Modon, Koron, Navarin fethedildi.

Şahkulu Ayaklanması (1511)
Akkoyunlu Devleti’nin yıkılmasından sonra Safevi Devleti’nin hükümdarıŞah İsmail, Anadolu’yu ele geçirmek için Şii propagandasını uygulayarak Anadolu’da karışıklıklar çıkar­mıştır. Bu isyanın temel nedenidir.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde çıkan Şahkulu Ayaklanması güçlükle bastırılmıştır. Devletin içinde bulunduğu durumu gören Yavuz Sultan Selim babasına karşı ayaklanarak tahtı ele geçirdi. Babasına karşı isyan ederek başa geçen ilk padişahtır.

2. KONU: OSMANLILARDA YÖNETİM, ASKERÎ TEŞKİLAT VE EĞİTİM

Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki görevliler ve teşkilatları şunlardı: Yeniçeriler, Altı Bölük halkı (sipahiler, silahdar, sağ ve sol garipler, sağ ve sol ulûfeciler), Topçular ve Cebeciler, Mehterler, Çaşnigirler, Müteferrikalar: (Enderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları, devlet ileri gelenlerinin çocukları.)

Birun, Babussade kapısı ile Enderun’a bağlanırdı.

Enderun Kısmı
Sarayın iç kısmıdır.
Padişahın güvenilir hizmetkârları bu bölümdeydi. Büyük Oda, Küçük Oda, Seferli Odası, Doğancılar Odası, Kiler Odası, Hazine Odası, Has Oda olmak üzere yedi odadan oluşurdu.

Devletin ihtiyaç duyduğu devlet adamları bu bölümde yetiştirilirdi.

Harem Odası
Hükümdarın ve ailesinin bulunduğu bölümdür. Saray kadınları burada eğitim-öğretim görürlerdi. Harem Ağası haremin yöneticisiydi.
Padişahlar Fatih Sultan Mehmet’ten sonra cülus töreni ile tahta çıkarak kılıç kuşanmaya başladılar. Fatih İstanbul’un fethinden sonra Eyüp Sultan Türbesi’nde gerçekleşen kılıç kuşanma,
sonraki hükümdarlar döneminde de uygulanmıştır.

Padişahlar çıkardığı kanunlar, şeri kanunlar ve örfi kanunlara uymak zorundadır. Padişahlar şeri hükümler üzerinde değişiklik yapamazken örfi hükümler üzerinde değişiklikler yapabilmektedir.

Padişahların Görevleri;
Üst kademe devlet memurlarını atamak, savaşa ve barışa onay vermek, orduyu komuta etmek, ülkesini adaletle yönetmek, halkın refah ve güvenliğini sağlamaktır.

DİVANI HÜMAYUN

DİVAN-I HÜMAYUN



Divanı Hümayunu Orhan Bey kurmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde değişiklikler yapılmıştır. Fatih’e kadar Divan’a padişahlar başkanlık yaparken Fatih’ten itibaren sadrazamlar başkanlık yapmıştır.

Divanı Hümayun idari, mali, askeri, örfi ve şeri, ülke ve toplumu ilgilendiren her türlü mesele görüşülüp karara bağlanırdı. Divanı Hümayun danışma meclisiydi. Ayrıca divan, Osmanlı Devleti’nde halkın şikâyetlerini iletildiği ve padişah tarafından durumun incelediği karar organıdır.

Divan Hümayun Seyfiye (askeri bürokrasi), İlmiye (din, eğitim ve hukuk bürokrasisi), kalemiye (sivil bürokrasi) olmak üzere üçe ayrılır.

SEYFİYE

Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf, ehli seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam , vezirler, yeniçeri ağası ve kaptan-ı deryadır. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler bu grubun içindedir.

İLMİYE

Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet, eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:

Tedris Görevi: Eğitim-Öğretim görevidir. Bu görevi müderris, muallim gibi kişiler yürütürdü. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 14’e bakın!)

Kaza Görevi: Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna göre davalara bakar ve karar verirlerdi.

İfta Görevi: Fetva görevidir. Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan etme görevidir. Fetva verme yetkisine sahip olanlara müfti denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam ve kazaskerlerdi.

KALEMİYE

Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri nişancı ve defterdarlar‘dır.

DİVAN ÜYELERİ

YENİÇERİ AĞASI: Vezir olan Yeniçeri Ağaları Divan’ın daimi üyesiydiler. Ancak vezir olmayan Yeniçeri ağaları ise ihtiyaç duyulduğunda görüşmelere katılırlardı.

KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Hümayun üyesi olan kadıaskerler şer’i hükümler veren en yüksek görevlilerdi. I. Murat döneminde kurulmuş Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Kazaskerlikleri olmak üzere sayıları ikiye çıkarılmıştır. Rumeli’deki kadılar Rumeli, Anadolu’daki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar. Kazaskerler Divan’da büyük davalara bakarlar, kendi bölgelerindeki kadı ve müderrisleri atama veya görevden alma işlerine karar verirlerdi.

NOT: Rumeli kazaskeri Anadolu kazaskerinden rütbece daha üstündür.

KAPTAN-I DERYA: Osmanlı Devleti’ni ilgilendiren denizlerdeki bütün işlerin sorumlusu ve Donanma-yı Hümayunun başkomutanıdır. 16. yüzyıldan itibaren İstanbul’da bulunduğu zamanlarda divan çalışmalarına katılmıştır

VEZİR-İ AZAM(Sadrazam): Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun başına geçer, bu görevi sırasında serdar-ı ekrem sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.

NİŞANCI: Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişanı olan tuğra’yı çektiği için tuğracı da denirdi.

Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanı sıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu görevleri yapardı:

a) Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak mühimme defterine(Divan Defteri) kaydetmek.
b) Ferman, berat gibi belgeleri hazırlamak.
c) Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.
d) Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.

DEFTERDAR: Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye yükselmiştir. Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı Başdefterdar idi. Defterdarın başlıca görevleri şunlardır:

  • Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak
  • Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
  • Akçenin değerini korumak
  • Bütçeyi hazırlayarak hükümdara sunmak

ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhülislamın protokoldeki sırası veziri azamla aynıydı. Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı. Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası gerekiyordu. Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17.  Yüzyıla kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimat’tan sonra şeyhülislamların yönetimdeki önemi azalmaya başladı.

Taşra ve Eyalet Yönetimi

Osmanlı Devleti Yönetim Birimleri

Birim Yönetici Güvenlik Adalet
Köy Köy Kethüdası Yiğit başı Kadı Naibi
Kaza Kadı Subaşı Kadı
Sancak Sancakbeyi Subaşı Kadı
Eyalet Beylerbeyi Subaşı Kadı

 

Muhtesip: esnafın denetimini yapan üretimin kaliteli yapılıp yapılmadığını, belirlenen fiyatlara uyulup uyulmadığını demetleyen görevliye denir.

Kapan Emini: Pazarlara gelen ürünlerin tartılması, adaletli dağıtımının yapılmasını sağlardı.

Gümrük ve Bac Eminleri: Ticarethane, zanaat ve ticaret faaliyetlerinde bulunan kişilerden vergi toplamak görevliydi.

Osmanlı Devletinde eyaletler salyaneli ve salyanesiz olmak üzere ikiye ayrılıyordu.

Salyaneli (Yıllıklı) Eyaletler: Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olarak toplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus salyaneli eyaletlerdendi.

Salyanesiz (Yıllıksız) Eyaletler: Tımar(dirlik) sisteminin uygulandığı eyaletlerdir.  Bu eyaletlerdeki topraklar has, zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır. Merkeze yakın eyaletlerdir. Rumeli, Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşam salyanesiz eyaletlerdendir.

Özel Yönetimi Olan Eyaletler: iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı, yöneticilerinin padişah tarafından belirlendiği yerlerdir. Erdel, Eflak ve Boğdan yıllık vergilerini ödemelerinin yanında ihtiyaç duyulduğunda Osmanlı Devleti’ne savaşlarda asker de yollardı. Hicaz bölgesi kutsal yerlerin olduğu özel yönetime sahip bir bölgeydi. Buradan vergi almazdı.

3. KONU: AVRUPA’DAKİ GELİŞMELER
Feodalite (Derebeylik): Ortaçağ Avrupası’nın kendine özgü sosyal ve siyasi bir yönetim biçimidir. XV. Yüzyıl ile birlikte Avrupa’da foedal düzen yapı değişmeye başladı. Haçlı seferlerinde güçlerini artırmak isteyen senyörler (soylular) ya hayatını ya da servetini kaybetti. İstanbul’un fethi sırasında gücü ve önemi anlaşılan topların, feodal düzenin zayıflamasına neden oldu.

Yüzyıl Savaşları: 1337-1453 yıllarında İngiltere ile Fransa arasında yaşandı. Çifte Gül Savaşları: İngiltere’de derebeyler arasında yapıldı. Bu savaşlar ile feodal düzen zayıflayarak Mutlakiyet güç kazandı.

NOT: Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda fetih hareketlerini gerçekleştirmesinde bu savaşlar olumlu etki yapmıştır.

Feodal düzen ile birlikte Katolik Kilise güç kaybetti. Kralların güçlerini artırmak için seferlere ve bilimsel faaliyetlere destek verdi. Avrupa’daki teknolojik gelişmelerinin yaşanmasında Haçlı seferleri etkili olmuştur. Barut, matbaa, kağıt ve pusula gibi buluşlar Avrupa’ya taşındı.

COĞRAFİ KEŞİFLER

Coğrafî keşifler, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder.

COĞRAFİ KEŞİFLERİN NEDENLERİ

Siyasi Nedenler: Feodalitenin yıkılmasından sonra ortaya çıkan güçlü krallıklar, ticari alanda da birbirleriyle rekabete başladılar. Amaçları, Çin ve Hindistan gibi zengin ülkelere ulaşmaktı.

Jeopolitik Nedenler: Osmanlı Devleti’nin bütün önemli alanlara sahip olması Avrupalıların yeni yerler bulmak istemelerine sebep oldu.

Sosyal ve Ekonomik Nedenler: Avrupa’daki siyasi ve dini mücadeleler bazı insanların yerleşebilecekleri yeni topraklar aramalarına sebep oldu. Ayrıca Çin ve Hindistan’a doğrudan ulaşarak buradaki mallara daha ucuza sahip olmak istiyorlardı.

Dini Nedenler: Hristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yaymak istenilmesi

Kolaylaştıran Nedenler:
1- Pusulanın geliştirilmesi
2- Okyanuslara dayanıklı sağlam gemilerin yapılması
3- Coğrafi bilgilerin artması ve cesur gemicilerin yetişmesi

KEŞİFLER

John Cabot (Con Kabot): Newfoundland (Newfoundland Adası ve Labrador anakarasından oluşur ve Kanada’nın doğu kıyısıdır.)
Kristof Colomb: İspanya adına keşifler yapan bir İtalyan olan Colomb 1492′de Atlantik Okyanusu’nu aşarak Amerika’ya ulaşmıştır. Amerika (San Salvador), Haiti keşfetti.
Vasco da Gama: Ümit Burnu’nu aşarak deniz yoluyla Hindistan’a ulaşan ilk Avrupalı kâşifti. Portekizlidir.
Macellan: Del Kano ile birlikte dünyanın yuvarlak olduğunu ispat etti.
Cartier: İngiliz kaşiftir ve Kanada’yı keşfetti.
Bartelmi Diyaz: Ünlü Portekizli kâşif Portekiz’den yola çıkıp Ümit Burnu’na gitmişti.
Americo Vespuçi: İspanya adına çalışan bir İtalyan bir kâşifti. 1499 ve 1502′ deki gezilerinde Güney Amerika’nın doğusuna ulaştı.
Marco Polo: Ünlü İtalyan kâşif.

COĞRAFİ KEŞİFLERİN SONUÇLARI

1- Amerika’daki Aztek ve İnka medeniyetlerini varlığı Avrupa’da öğrenildi.
2- Kilise Avrupa’da eski itibarını kaybetti.
3- Hristiyanlık yayıldı.
4- Yeni keşfedilen ülkelerde yeni ırklar, hayvanlar, bitkilerin varlığı görüldü.(tütün, patates, kakao, domates, vb.)
5- Ticaret yolları Akdeniz’den Atlas Okyanusuna kaydı.
6- Ticarette zenginleşen burjuva sınıfı, soyluların topraklarını satın alarak nüfuzunu arttırdı.
7- Avrupalılar için yeni yerleşim alanları doğdu. Keşfedilen yerlerde koloniler kurulup sömürge bölgeleri oluşturuldu.
8- Afrika’dan getirilen yerliler Amerika’ya yerleştirildi. Köle ticareti başladı.
9- Keşfedilen ülkelerin altın ve gümüş gibi zenginlikleri Avrupa’ya taşındı. Böylece Avrupa’da burjuva sınıfının oluşmasına neden olundu.
10- Keşifler insanlar üzerinde merak, araştırma ve yeni şeyler bulma arzusu uyandırdı. Avrupa’nın bilim, düşünce ve dini hayatında önemli değişiklikler meydana getirdi. Rönesans ve reform hareketleri başladı.
11- Avrupa’nın zenginleşmesi ile sanata ve bilime değer veren Mesen sınıfı oluştu.

 Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri
* Akdeniz ticareti önemini kaybetti.
* İpek ve baharat yolları eski canlılığını kaybetti.
* Amerika’dan gelen altın ve gümüşün Osmanlı ülkesine girmesi paranın değer kaybetmesine yol açtı.
* Böylece mal ve eşya fiyatları arttı.
* Devlet, bunu karşılamak için yeni vergiler koydu. Bu durum ayaklanmaların çıkmasına yol açtı.

RÖNESANS

Kelime anlamı yeniden doğuş olan Rönesans XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Avrupa ülkelerinde görülen bilim, güzel sanatlar ve edebiyat alanındaki gelişmelerin tümünü ifade eder.

Hümanizm: Orta Çağ Avrupası’nın baskıcı Skolastik düşüncesine karşı çıkarak insan ve doğa sevgisini temel alan düşünce sistemidir. Hümanistler Eski Yunan ve Latin eserlerini inceleyerek özgür insan tipini ortaya koymuşlar ve oluşturdukları eserlerde bu modeli örnek almışlardır. İtalya’da edebiyatta ortaya çıkmıştır. Hümanizm edebiyatla sınırlı kalmamış mimari ve güzel sanatları etkilemiştir.

Rönesans’ın İtalya’da Başlamasının Nedenleri:

1- İtalya’nın İslam uygarlıkları ile yakın ilişki içinde olması
2- İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya giden bilginlerin Latince eserleri çevirmeleri,
3- Zengin şehir devletlerine sahip olan İtalya’da bilimsel ve kültürel çalışmaların desteklenmesi
4- İtalya’nın ticaret merkezi olması değişik medeniyetlerle sürekli bir etkileşim içinde olması

Rönesans’ın Nedenleri

1- Haçlı seferleri ile Müslüman dünyasından öğrendikleri matbaayı geliştirmeleri
2- Coğrafi Keşiflerle zenginleşen Avrupa’da sanatı ve sanatçıyı koruyan Mesen sınıfının oluşması
3- Kiliseye duyulan güvenin azalması ve Skolastik düşüncenin önemini kaybetmesi
4- Yetenekli sanatçı ve bilim insanlarının yetişmesi
5- Eski Yunan, Roma (antikite) ve İslam medeniyetine ait eserlerin incelenmesiyle akılcı düşüncenin ortaya çıkması

Skolastik Düşünce: İnanç ve bilgiyi özellikle Aristo’nun bilimsel sistemini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesidir.
Antikite: Eski Yunan ve Roma sanatına verilen addır.

Haçlı seferleri sonucu Avrupa’nın kağıt ve matbaayı Müslümanlardan öğrenmesi ile bilimsel ve kültürel olarak gelişmelerinde etkili oldu. Avrupa’da kurulan üniversitelerde İbni Sina’nın tıp alanında yazdığı eser ve İbni Heysem’in fizik ve astronomi hakkında birçok eseri ders kitabı olarak okutuldu. 

Rönesans’ın Ülkelere Göre Gelişimi

İtalya: Resim, mimari ve güzel sanatlarda birçok eser yapılmıştır. Leonardo Da Vinci (Ressam, Mucit, ) Mona Lisa portresi, Son Akşam Yemeği. Michelangelo (Heykeltıraş, Mimar, Ressam) Davud Heykeli, Rafael (Ressam, Mimar) Atina Okulu, Donatello (Heykeltıraş)
Almanya: Erasmu, Röklen ve Luther gibi hümanistler dini metinleri incelemeye başladılar. Luther, İncil’i Almancaya çevirdi. Bu çalışmalar Reform hareketlerine zemin hazırladı.
İngiltere: İngiltere’de edebiyat alanında Shakespeare (Şekspir), Hamlet, Makbet, Otello, Kral Lear adlı tiyatro eserlerini yazmıştır
Fransa: Fransa’da kralların desteğiyle başlayan Rönesans hareketleri birçok alanda etkisini göstermiştir. Montaigne (Monteyn) Denemeler
Polonya: Rönesans Polonya’da daha çok bilimsel alanda etkili olmuştur. Kopernik Dünya’nın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü açıklamıştır.
İspanya: Edebiyat Alanında Ø Cervantes (Don Kişot)
Hollanda: Resim Alanında Ø Rambrant

Rönesans’ın Sonuçları
1- Avrupa’da resim, heykel, edebiyat ce mimari en üst düzeyde gelişme gösterdi.
2- Kiliseye duyulan güven sarsıldı. Reform hareketlerinin başlamasına neden oldu.
3- Skolastik düşünce yıkılarak yerini deney ve gözleme dayalı pozitif düşünceye bıraktı.
4- Pozitif ve özgür düşünce, bilim alanında yeni buluşların ortaya çıkmasına yol açtı.

NOT: Osmanlı Devleti XV. ve XVI. yüzyıllar da bilim, teknik ve mimari alanda çok daha ileride olması nedeniyle Rönesans hareketlerinde yararlanma yoluna gitmedi.

I. SELİM (YAVUZ SULTAN SELİM) DÖNEMİ (1512-1520)
OSMANLI DEVLETİ-SAFEVİ İLİŞKİLERİ
Osmanlı Devleti’nin doğu sınırında Safevi devleti, Şiilik propagandası yolu ile Osmanlı Devleti’nin topraklarını ele geçirmek istiyordu. Bu amaç doğrultusunda 1511’de Tokat, Amasya ve Çorum civarında Safevi devleti tarafından isyanlar çıkarıldı. Yavuz, Trabzon’da şehzadeliği zamanın da Doğu Anadolu’daki gelişmeleri yakından takip ederek II. Bayezid’e bildirdi. Babasının Safevi tehlikesini önemsemesi nedeniyle yeniçerilerin desteğini alarak 1512’de babasını tahttan indirdi.

Çaldıran Seferi
Taraflar   : Osmanlı Devleti-Safevi Devleti
Yıl            : 1514
Yer          : Çaldıran Ovası
1502′de Şah İsmail önderliğinde İran’da kurulan Safevi Devleti, Doğu Anadolu’da Şii propagandası ile hâkimiyet kurmak istiyordu. Yavuz Sultan Selim Safevi tehlikesine son vermek ve Doğu Anadolu’nun güvenliğini sağlamak üzere sefere çıktı.

Çaldıran’da yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. (1514)
Sebepleri
*Safevi Devleti’nin Anadolu’da Şiiliği yaymak istemeleridir.
*Safevi Devleti’nin Anadolu’da isyanlar çıkarmaları

Sonuçları
*Osmanlı ordusu savaşı kazandı.
*Doğu Anadolu’nun güvenliği sağlanmış oldu.
*Şii sorunu geçici olarak çözümlendi.

Turnadağ Savaşı
Taraflar   : Osmanlı Devleti-Dulkadiroğulları
Yıl            : 1515
Bu savaş sonucunda Dulkadiroğulları Beyliğine son verildi.

Uyarı: Anadolu Türk siyasi birliği sağlandı. 

OSMANLI DEVLETİ-MEMLUK İLİŞKİLERİ
Osmanlı-Memluk ilişkileri Yıldırım Bayezid döneminde Malatya ve civarının nedeniyle bozuldu.

Fatih döneminde Dulkadiroğulları ve Hicaz suyolları nedeniyle bozuldu.

II. Bayezid döneminde Savaş yapıldı ve savaştan iki taraf kazanç elde edemedi.

Mısır Seferinin Nedenleri

    • Yavuz’un Safevi Devleti’ne destek veren Memluk tehlikesini ortadan kaldırmak istemesidir.
    • Yavuz’un Baharat Yolu’nu ele geçirerek devletin eko­nomik gelirlerini arttırmak istemesidir.
  • Türk İslam dünyasının lideri olma mücadelesidir. (Halifelik)

Osmanlı Devleti Memluk Devleti arasında 1516’da Mercidabık, 1517’de Ridaniye Savaşları yapılmıştır. Bu iki savaşı da Osmanlı Devleti kazanmıştır.

Mısır Seferi’nin Sonuçları

  • Memluk Devleti yıkılarak Suriye, Filistin, Lübnan, Mısır ve Hicaz bölgeleri Osmanlılara katıldı.
  • Venedik Cumhuriyeti’nin Kıbrıs için Memluklu Devletine ödediği vergiyi Osmanlı Devleti’ne ödemeye başladı. Doğu Akdeniz de Kıbrıs dışında Osmanlı egemenliğine girdi.
  • Halifelik, Osmanlılara geçti. İslam dünyasında en etkin güç haline geldi.
  • Kahire ve Mekke’de bulunan Mukaddes emanetler, İstanbul Topkapı Sarayına taşındı.
  • Doğu Akdeniz’den geçen Baharat Yolu Osmanlı Devleti’nin eline geçti.

OSMANLI DEVLETİ’NDE EKONUMİK GELİŞMELER VE TOPLUM YAPISI

1.     EKONOMİK GELİŞMELER            

Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı idi. Tarım üretiminde uygulanmaktaydı. Tımar sistemi sayesinde topraklar boş kalmıyor ve üretiminin devamlılığı sağlanıyordu. Bunun dışında ticaret yollarını ele geçirmek için fetihler yapılmıştır. Osmanlı Devleti, ticareti geliştirmek ve korumak için çeşitli önlemler almış ve birtakım teşkilatlar olmuştur. Bunlar:

Menzil Teşkilatı     : Osmanlı topraklarından geçen yol ağının her biriminde, taşımacılığın en hızlı şekilde yapılmasını sağlıyorlardı.
Derbentçiler           : Bu görevliler, ana yollar üzerindeki geçitlerin denetimini yapıyor ve güvenliğini sağlıyorlardı.
Mekkari Taifesi     : Ticaret yolları üzerinde taşımacılığı meslek edinmişlerdir. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 15’e bakın!)

Osmanlı devleti ticaret yollarının güvenliğini sağlıyordu. Eğer güvenlik eksikliğinden kaynaklı tüccar zarara uğrarsa kaybı devlet tarafından karşılanırdı. Yeni ticaret yolları yapılarak bu yollar üzerine belirli aralıklarla han ve kervansaraylar inşa edilmiş böylece ticaret ile uğraşanların ihtiyaçlarını gidermeleri sağlanmıştır.

Osmanlı Devleti XV. Ve XVI. Yüzyıllarda ticaretten sağladı vergileri gelirlerini artırmak amacıyla bazı Avrupa ülkelerine Osmanlı topraklarında ticaret yapabilme ve serbest dolaşım hakkı vermiştir.

Osmanlı Devleti’nin ticaretten elde ettiği gelirlerden başka şeri ve örfi vergiler, gümrük, maden, tuzla ve ormanlardan alınan vergiler, bağlı devletlerin ödediği yıllık vergiler olmak üzere çeşitli gelirleri vardı.

2.     TOPLUM YAPISI

Osmanlı toplumu yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılır.

a.  Yönetenler (Askerler)

Osmanlı devlet sisteminde, padişahın askeri, siyasi, idari ve dini yetki tanıdığı devlet görevlileri yönetenler sınıfını oluştururdu. Yönetenler seyfiye, ilmiye ve kalemiye olmak üzere üçe ayrılırdı.

Seyfiye: Yönetim ve askerlik görevi bulunan sınıfı ifade eder. Beylerbeyi, sancak beyleri, kapıkulu zabitleri tımarlı sipahiler ile deniz askerleri seyfiye sınıfına mensuptur.

İlmiye: ilimle meşgul olan topluluğu ifade eden ilmiye sınıfı eğitim, öğretim işini yapan müderrislik, noterlik ve hâkimlik görevi bulunan kadılar ve cami görevlilerinden oluşurdu.

Kalemiye: Devlet dairelerinde görevli bürokrat ve memur olarak çalışan bu sınıfın en yüksek makamları Anadolu ve Rumeli defterdarlığı, nişancılık, reisülküttaplık, defter eminliğidir.

b.     Yönetilenler (Reaya)

Osmanlı Devleti’nde askeri sınıfın dışında kalan, yönetim görevi olmayan bu sınıf; geçimini tarım, ticaret ve sanayi alanlarında üretim yaparak sağlardı. Vergi vermekle yükümlü reaya din, dil, mezhep farklılıkları olan Osmanlı halkından oluşuyordu.

Osmanlı Devleti’nde Yaşayan Topluluklar

Osmanlı Devleti’nin toplumsal, hukuki, siyasi ve idari yapısı ırk esasına göre değil, Millet Sistemi denen inanç temeline göre şekillenmiştir. Osmanlı Devleti, gayrimüslimlere hoşgörüyle davranmış, dillerinde, inançlarında, kendi aralarındaki ilişkilerinde onları serbest bırakmıştı. Böylece Musevi ve Hristiyan toplumlar bir serbestlik içinde dini ve milli kültürlerini koruyabilmişti. Osmanlı toplumunda Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler yüzyıllarca rahat bir şekilde yaşamışlardır. Sadıka-i Millet olarak ifade edilen Ermeniler Osmanlı devleti tarafında büyük ayrıcalıklar verilmiştir. Kırsal da yaşayan Ermeniler toprak sahibi idiler. Kendilerinde ait toprakları belli kurallar çerçevesinde istedikleri gibi kullanabiliyordu. Şehirde yaşayan Ermeniler ise bankerlik, sarraflık, mimarlık ve ticaret sayesinde zenginleşmişlerdi. Osmanlı Devleti’nde Ermeni olan Balyan Ailesi 18. Ve 19. Yüzyıllarda hassa mimarı olarak görev almışlardır. Pek çok eseri yapmışlardır. Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı en önemli eserleridir.

  1. 3.     GÜNLÜK YAŞAM

Osmanlı şehirlerinde günlük yaşam İslam gelenekleri gereği sabah namazıyla başlardı. Mesai saatlerini belirleyen unsur sabah ve akşam namazı arasında geçen vakitti.

Mahalleler aynı dinden ve sosyal gruptan, genelde hemşerilik anlayışı ile bir araya gelmiş gruplardan oluşurdu. Köylerde yerleşim şekli akrabalık bağı ile şekillenmiştir. Her köyün misafir ve özel toplantıları için köy odaları bulunurdu.

  1. 4.    VAKIF SİSTEMİ

Vakıf; kişilerin kendilerine ait menkul, gayrimenkul mallarını veya paralarını toplum yararına oluşturulacak eğitim, din, sağlık, bayındırlık gibi sosyal ve kültürel alanlarda daimi kamu hizmeti verecek kuruluşlara bağışlaması veya oluşturmasıdır.

Osmanlı Devleti’nde vakıflardan şu önemli alanlarda yararlanılmıştır:

1-        Osmanlı Devleti sınırları içinde uygulanan iskân faaliyetlerinde,
2-       Yerleşim yerlerinin sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasında,
3-       Yolların, han, kervansaray gibi binaların yapım ve işletmesinde,

Halkın sağlık, eğitim ve öğretim alanlarındaki ihtiyaçlarının karşılanmasında, ihtiyacı olan tüccarlara vakıflardan biriken paradan kredi kullandırılarak ticaretin desteklenmesinde etkili olmuşlardır.

KANUNİ DÖNEMİNDEKİ SİYASİ OLAYLAR (1520-1566)

1. XVI. YÜZYILDA AVRUPA

Kanuni, 1520’te Osmanlı tahtına geçtiğinde babası Yavuz Sultan Selim’den ekonomik, siyasi, askerî ve idari açıdan güçlü bir devlet devralmıştır. Bu dönemde Avrupa’da Coğrafi keşifler ve Rönesans hareketleri ile kalkınma mücadeleleri verirken, Reform hareketlerinin etkisiyle din ve siyasi karışıklıklar içindeydi.

Roma-Germen imparatoru Şarlken; Almanya, Hollanda, Avusturya, Macaristan ve İspanya devletleriyle akrabalık bağlarına dayalı ittifak oluşturarak Avrupa’nın en güçlü devleti haline gelmişti. İngiltere ve Fransa yüzyıl savaşları nedeniyle güç kaybetmişti. Şarlken bir taraftan Fransa üzerine baskı uygularken bir yandan da Macaristan aracılığıyla Balkan toprakları üzerinde Osmanlı Devleti aleyhine genişleme politikası yürütmekteydi. Ayrıca Şarlken, Osmanlı Devleti’ne karşı doğuda İran Safevi Devleti ile yapma yoluna gitmiştir.

Kanuni döneminin en güçlü devleti olan Portekiz ise coğrafi keşifleri gerçekleştirerek Hindistan’a ulaşmış; Osmanlı denetiminde olan baharat ticaretini engellemeye çalışarak Osmanlı-Portekiz mücadelesine neden olmuştur.

2. BATI’DAKİ GELİŞMELER

Osmanlı-Macar İlişkileri

                Roma-Germen İmparatorluğu’na ve Avusturya’ya akrabalık bağlarıyla bağıl olan Macaristan, Balkan topraklarını tehdit ediyordu. Macaristan kralı II. Layoş, Şarlken’e güvenerek Osmanlı Devleti’ne karşı geliyor ve Balkan devletlerini Osmanlı’ya karşı kışkırtıyordu.

1521’de Belgrat alınarak Orta Avrupa’ya yapılacak seferlerde üs olarak kullanıldı.

Mohaç Meydan Savaşı (1526)

Nedenleri: Macaristan’ın Belgrat’ı geri istemesi ve Osmanlı toprak saldırması üzerine Osmanlı-Macar ilişkileri bozuldu. Bunun dışında Fransa kralı Fransuva’nın Roma-Germen İmparatorluğu’na yenilmesi ve Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istemesi üzerine Macaristan üzerine sefere çıktı.

Sonuçları: İki saat süren savaşı Osmanlı Devleti kazandı. Budin fethedildi ve Yanoş Macar tahtına getirildi. Macaristan Osmanlı Devleti’ne bağlanarak Osmanlı-Avusturya mücadelesi başladı.

Osmanlı-Avusturya İlişkileri

I. Viyana Kuşatması (1529)

Avusturya kralı Ferdinand’ın Yanoş’un Macaristan Krallığı’nı tanımayarak Budin’i aldı. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman sefere çıkarak Budin’i fethetti. Viyana kuşatıldı. Kış mevsiminin yaklaşması üzerine kuşatma kaldırıldı.

Almanya Seferi (1532) ve Avusturya ile İstanbul Antlaşması

Ferdinand’ın Budin’i kuşatması üzerine Almanya seferine çıkıldı. Ferdinand ve ağabeyi Şarlken Osmanlı ordusunun karşısına çıkmadı ve Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında 1533 İstanbul Antlaşması imzalandı.

  • Ferdinand, Macaristan işlerine karışmayacak,
  • Yanoş’un Macaristan krallığı tanınacak.
  • Avusturya kralı, Osmanlı sadrazamına eşit olacak

Önemi: Osmanlı devleti Avrupa’da üstünlüğü ele geçirmiştir.

1541’de Yanoş’un ölümü ile Ferdinand Macaristan’ı işgal etti. Kanuni Sultan Süleyman Macaristan seferine çıktı ve sefer sonucunda Macaristan üç bölüme ayrıldı.

Avusturya’nın Erdel’e saldırması üzerine Kanuni 1566’da Zigetvar Seferine çıktı. Kanuni, sefer sırasında öldü. Kanuni’nin ölümü kalenin alınmasından sonra orduya duyuruldu.

3. DOĞU’DAKİ GELİŞMELER

Kanuni Sultan Süleyman, İran üzerine dört sefer düzenlemiş ve bu seferler sonucunda Bağdat, Karabağ, Revan ve Nahçıvan’ı ele geçirdi. İran’ın barış istemesi üzerine 1555 Amasya Antlaşması yapılmıştır. Bu antlaşma İran ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk antlaşmadır.

4. KANUNİ DÖNEMİNDE DENİZLERDEKİ GELİŞMELER

Osmanlı Deniz Gücü

Osmanlı Devleti Batı yönünde yaptığı seferlerde başarılı olabilmek için Akdeniz’de hâkimiyet sağlamak zorundaydı. Bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman döneminde denizlerde hâkimiyet sağlamak amacıyla güçlü bir donanma kurulmalıydı. Bu dönem de Akdeniz’de Venedik, Ceneviz, İspanya ve Portekiz gibi güçlü donanmalara sahip devletler bulunmaktaydı.

II. Beyazıt Karadeniz önemli ticaret limanları olan Kili ve Akkerman’ı aldı. Bu dönem de ayrıca Akdeniz’de Mora’daki İnebahtı, Modon, Koron ve Navarin fethedildi. II. Beyazıt ayrıca İspanya’da katliama uğrayan Endülüs Müslümanlarına ve Yahudilere yardım etti.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra körfezi hâkimiyet altına alındı. Kızıldeniz sahillerindeki Müslümanları korumak için Portekizlilerle mücadele edildi.

Osmanlı Devleti deniz ve karalardaki hâkimiyetlerinin devamı için kanal projeleri geliştirdi. Bu projeler Hazar Denizine ulaşarak Rusların Türkistan hanlıklarını tehdidini önlemek için Don-Volga projesi, coğrafi keşiflerle bozulan Baharat yolunun kontrolü ve canlanması için Süveyş Kanalı Projesi ve Marmara-Karadeniz projeleridir.

Rodos’un Fethi (1521)

Rodos Saint Jean (Sen Jan) Şövalyelerinden alınarak Suriye ve Mısır deniz yolunun güvenliği sağlandı.

Cezayir’in Osmanlı Devleti’ne Katılması

Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa) kardeşleri İlyas ve Oruç Reisler, Avrupalı korsanların saldırılarına karşı mücadele etmekteydiler. Hızır Reis, Yavuz Sultan Selim’den aldığı destek ile Cezayir’i ele geçirdi. Kanuni Sultan Süleyman Hızır Reis’i İstanbul’a davet ederek ona Kaptan-ı Deryalık ve Cezayir Beylerbeylik görevi verdi.

Preveze Deniz Savaşı (1538)

Roma-Germen İmparatoru Şarlken’in önderliğindeki İspanya, Papalık, Venedik ve Portekiz (Haçlı donanması) donanması Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşı kaybetti. Osmanlı Devleti’nin kazandığı zafer ile Venedik ile antlaşma yapıldı. Buna göre Mora ve Dalmaçya kıyıları Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Böylece Akdeniz’deki üstünlük Osmanlı Devleti’ne geçti.

Not: Preveze Deniz Zaferi, büyük bir şeref ve gurur abidesi olarak Türk denizcilerine ışık tutmakta ve zaferin kazanıldığı 27 Eylül günü her yıl Deniz Kuvvetleri Günü olarak kutlanmaktadır.

Trablusgarp’ın Fethi (1551)

Turgut Reis komutasındaki Osmanlı donanması Sen Jan Şövalyelerinden Trablusgarp’ı aldı. Kanuni tarafından buranın beylerbeyi yapıldı.

Cerbe Deniz Savaşı (1560)

Haçlı donanması ile yapılan Cerbe deniz savaşı yapıldı. Kazanılan zafer sonucunda Kuzey Afrika’daki Türk üstünlüğü kesinleşti.

Malta Kuşatması (1565)

Sen Jan Şövalyelerinin Akdeniz’deki Osmanlı hâkimiyetine zarar vermesi üzerine Malta kuşatıldı. Fakat alınamadı. Turgut Reis şehit oldu.

Sakız’ın Adası’nın Fethi (1566)

Cenevizliler Osmanlı’ya ödedikleri vergiyi kesince Piyale Paşa Sakız Adası’nı almakla görevlendirildi. Sefer sonucunda Sakız Adası alınarak Batı Akdeniz kıyılarının ve Boğazların güvenliği sağlanmış oldu.

1571 Kıbrıs fethedilerek Doğu Akdeniz’deki üstünlük kesinleşti. Aynı yıl Osmanlı donanması İnebahtı deniz savaşında yenildi ve donanmanın büyük bir kısmı yakıldı. 1574 Tunus fethedildi. 1576 da Fas Osmanlı hâkimiyetine girdi.

Kanuni Dönemindeki Hint Deniz Seferleri

Nedenleri:

1- Coğrafi keşifler sonucu baharat yolunun denetiminin Portekizlilere geçmesi,

2- Gücerat hükümdarının yardım istemesi,

3- Kızıldeniz yoluyla hacca giden Müslümanlara saldırılması

Portekizlilere karşı 1538, 1551, 1552 ve 1553 yıllarında dört ayrı sefer düzenlendi. Bu seferlerde başarı elde edilemedi. Bunun nedenleri;

1- Hint deniz seferlerine gerek önemin verilmemesi,

2- Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması,

3- Portekiz donanmasının güçlü olması,

4- Hint Denizi’nin Osmanlı gemicileri tarafından iyi tanınmaması,

5- Gücerat sultanlarının Osmanlı donanmasına yardım etmemesidir.

5. FRANSA’YA VERİLEN KAPİTÜLASYONLAR (1535)

Fransa’ya verilen kapitülasyonların verilmesinin nedenleri;

1- Coğrafi keşifler sonucunda önemini kaybeden Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak,

2- Avrupa siyasi birliğini parçalamaktır.

Kanuni, Fransa kralı Fransuva’yı Şarlken’e karşı yardım istemesi üzerine Macaristan’a sefer düzenlemiş ve Fransuva’yı Şarlken’in elinden kurtarmıştır. İki devletin yakınlaşması Osmanlı Devleti’nin Fransa’ya Kapitülasyon denilen ticari ve hukuki ayrıcalıklar tanınmasıyla daha da arttı. Buna göre;

1- Her iki ülke gemileri karşılıklı olarak ticaret yapmakla serbest olacaktı.

2- Fransızların aralarındaki hukuki anlaşmazlıklara İstanbul’a gelecek olan Fransız hâkim bakacaktı.

3- Türk tüccarlar da aynı haklardan yararlanacaktı.

4- Bu antlaşma, hükümdarların hayatta kaldığı sürece geçerli olacaktı.

Fransa’ya verilen ayrıcalıklar dönemi içinde kısmen başarılı olsa da Akdeniz ticareti istenen canlanma olmadı.

1541’de Barbaros Hayrettin Paşa büyük bir donanma ile Fransa kralının Şarlken’e karşı yardım isteği üzerine Marsilya’ya gitti. Bunun üzerine İspanya Fransa ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı.

KONU OSMANLI’DA HUKUK, BİLİM, TEKNOLOJİ VE SANAT ALANINDAKİ GELİŞMELER

1. HUKUK ALANINDAKİ GELİŞMELER

Osmanlı Devleti’nde hâkimiyet Tanrı tarafından Osmanoğulları’na verdiği inancı devam etmiştir. I. Murat’tan itibaren “Ülkenin hanedanın ortak malıdır.” anlayışının yerini “Ülke padişah ve oğullarınındır.” anlayışı olmalıdır. Bu durum taht mücadelelerine neden olmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde hazırlanan kanunname ile taht mücadelelerini sona erdirmek ve merkezi otoriteyi güçlü tutmak için padişaha kardeşlerini öldürmek için hak ve yetki verildi. Bu kanunname veraset sistemindeki ilk ciddi düzenleme olmuştur.

Osmanlı Devleti’nde hukuk şer’i ve örfi hukuk olmak üzere ikiye ayrılır. Şer’i hukuk İslam inancı kurallarına göre düzenlenmiştir. Örfi hukuk ise şer’i kural uymak kaydıyla eski Türk geleneklerinden gelen ve fethedilen yerlerdeki devam eden kurallardan oluşur. Örfi kanunlar fermanlar ile belirtilirken, şer’i kanunları çıkarmak ve yorumlama işi yine padişah adına ilmiye sınıfına mensup şeyhülislam ve kadılar tarafından yapılırdı.

Osmanlı Devleti’nde kanunlar ilk kez Fatih döneminde yazılı hale gelmiştir. Fatih, kendinden önce gelen kanunları da Kanunname-i Ali Osman adı ile bir araya toplamıştır.

Kanuni döneminde çıkarılan kanunnameler de “sosyal düzenlemeler, askeri düzenlemeler, reaya hak ve görevleri, tımarların dağıtım esasları, idari düzenlemeler” gibi konular yer almıştır.

Osmanlı Devleti adaleti düzenli bir şekilde dağıtımında kadılar önemli bir rol oynar. Kadıların Yargı Görevleri;

Evlenme, boşanma, nafaka ve miras işleri ile ticaret davalarında karar vermek ve vergilerin düzenli olarak toplanıp hazineye aktarılmasıdır.

Kadıların Diğer Görevleri;

Kaza yöneticiliği, noterliktir.

2. BİLİM VE TEKNOLOJİ
Yükselme döneminde başlayan siyasi ve sosyal gelişmeler bilimsel yaşamda da etkili oldu. Bu dönemde, pozitif bilimleri padişahların da bizzat kendisi desteklemesiyle, Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul bir kültür merkezi haline geldi.

Fatih zamanında Sahnıseman Medresesi açılmıştır. Kanuni döneminde Süleymaniye Medresesi çok önemli eğitim kurumudur.

Tıp Alanında;
Osmanlı Devleti’nin ilk tıp medresesi Yıldırım Beyazit tarafından Bursa’da kurulmuştur.

Fatih zamanında Sabuncuoğlu Şerafettin Türkçeye çevirdiği Cerrâhiyetü’l Hâniyye’de cerrahi teknikleri göstermiştir. Bunun dışında Mücerrebname adlı eserinde tedavide kullanılan malzemeleri anlatan pratik el kitabıdır. Sabuncuoğlu Şerafettin Türkiye’de farmakolojinin ilk öncüsü sayılır.

Kanuni zamanında açılan Süleymaniye Medresesi bir tıp medresesiydi.

Coğrafya ve Astronomi Alanında;
Piri Reis, Ali Kuşçu, Seydi Ali Reis, Matrakçı Nasuh öneli bilim adamlarıydı. Kanuni döneminde ünlü ünlü coğrafyacı Piri Reis, Kitab-ı Bahriye adlı eserinde, dünyanın yuvarlaklığı, gelgit olayı, pusulanın kullanımı, Amerika kıtasının varlığı gibi konulara değinmiştir.

Matematik Alanında;
Molla Lütfi, Sinan Paşa ve Müslihüddin bin Sinan, II. Beyazit döneminin matematik bilginleridir. Matematikçi ve astronom Takiyüddin Mehmet, İstanbul’da bir rasathane kurmuştur. Osmanlılarda otomatik makineler üzerine ilk eseri de Takiyüddin Mehmet yazmıştır.

Tarih Alanında;
Enverî, Amasyalı Şükrullah, Tursun Bey, Kemal Paşazade, Âşık Paşazade, Hoca Saadettin, Neşri ve Mustafa Selanikî XV. ve XVI. yüzyılın en önemli tarihçileridir.

3. EDEBİYAT
Divan Edebiyatı: İran ve Arap edebiyatlarından etkilenerek saray ve medrese çevrelerinde gelişen edebiyat türüdür. XV. ve XVI. yüzyılın en önemli divan şairleri; Nesimi, Ahmedi, Baki, Fuzuli ve Ruhi’dir.
Halk Edebiyatı: Sözlü masallar ve destanlarla başlamış, bunlara koşma, mani, türkü, ağıt vb. türler eklenince geniş bir edebiyat oluşmuştur. Daha çok taşrada ve yüksek tahsilli olmayan halk arasında rağbet gördüğü için adına halk edebiyatı denmiştir. Dönemin en ünlü şairi Mahremi’dir.
Tasavvuf Edebiyatı: Dini içerikli bu tür nazım şekli açısından halk edebiyatına daha yakındır. Önemli temsilcileri Hacı Bektaşı Veli, Kaygusuz Abdal, Akşemsettin, Eşrefoğlu Rumi ve Kemal Ümmi’dir. XVI. yüzyılda ise Abdürrahim Tırsi, İbrahim Gülşeni ve Pir Sultan Abdal’dır.

 4. GÜZEL SANATLAR
Minyatür Sanatı: El yazması eserleri süslemek ve metnin aydınlatılmasını sağlamak için perspektif olmadan yapılan resimlere minyatür denir. Minyatür sanatçısına nakkaş denir. Matrakçı Nasuh, Nakkaş Osman, Nigari ünlü nakkaşlardır.
Hat Sanatı: Güzel yazı yazma sanatı olan hat Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle önem kazanmıştır. Bu sanatla uğraşanlara hattat denir. Amasyalı Şeyh Hamdullah, Ahmt Karahisarı önemli hattatçılardır.
Tezhip: El yazması kitapları süsleme sanatıdır. Kara Mehmet.
Ciltçilik: El yazması eserlerin dağılmasını engellemek için yapılan ve çeşitli malzemelerle süslenen sanat türüdür.
Ebru: Kağıt süsleme sanatıdır.
Kakmacılık: Ahşap, taş ve metal üzerine belirli bir desen şekillendirerek açılan oyuklara gümüş, sedef, altın gibi madenlerin gömülerek yapıldığı süsleme sanatıdır.
Çinicilik: özel olarak hazırlanmış toprağın sırlanarak çeşitli nakışlarla süslenip pişirilmesiyle ortaya çıkan süsleme sanatıdır. İznik, Kütahya, Diyarbakır, Bursa ve İstanbul’da çini atölyeleri açılmıştır. Bursa Yeşil Cami, Yeşil Türbe ve Topkapı Sarayı çini sanatının en güzel örneklerinin verildiği yerdir.

5. MİMARİ
XV. ve XVI. yüzyılda sivil mimari en güzel örneği Topkapı Sarayı’dır. Ayrıca Topkapı içindeki Bağdat ve Revan Köşkleri önemlidir. Askeri Mimari da Yıldırım döneminde yapılan Anadoluhisarı ve Fatih zamanında yapılan Rumelihisarı ve Topkapı Sarayı ünlüdür.

Mimar Sinan çıraklık eseri Şehzadebaşı Cami, kalfalık eseri Süleymaniye Cami ve ustalık eseri Selimiye Cami’dir.

6. OSMANLILARDA OYUN, EĞLENCE VE ŞENLİK
Osmanlı halkının dinlendiği ve toplu olarak eğlendikleri en önemli mekânlar mesire yerleridir. İstanbul’un çeşitli yerlerinde ailece gidilen mesire yerleri bulunmaktaydı. Bundan başka hamamlar, kahvehane,  bozhane gibi kapalı mekânlarda bir tür eğlence yeridir.

Padişah çocuklarının doğumları, hanedan mensuplarının evlilikleri, padişahların tahta çıkış törenleri (cülus), şehzadelerin ilk derse başlamaları, kazanılan askeri zaferler, ordunun sefere çıkması, esnaf bayramları ve şehzadelerin sünnet törenleridir. At Meydanı’nda düzenlenen cirit ve atlı okçuluk gösterilerinde askerler becerilerini sergilerdi. 

REFORM HAREKETLERİ
Reform, Hıristiyanlığı asli şekline çevirmek için XVI. yüzyılda başta Almanya’da olmak üzere Katolik mezhebinde yapılan düzeltme ve değişikliklerdir.

 1. REFORMUN NEDENLERİ

  • Katolik kilisesinin bozulması (Papazlar İncil’de olmayan kavramları halka uyguluyorlardı. Aforoz, engizisyon, endüljans, enterdi gibi)

Aforoz: İnsanları dinden çıkarmaktır.
Engizisyon Mahkemesi: Katolik Kilisesine bağlı bir mahkeme sistemidir.
Endüljans: Papaların ve din adamlarının Tanrı adına belge karşılığı insanları bağışlamasıdır.
Enterdi: Enterdi Papanın Hristiyan bir ülkeyi halkı ile dinden çıkarmasıdır. Ortaçağda enterdiye sıkça rastlanır. Enterdi olan bir ülkede; Vaftiz, nikâh, dini usullerle ölü gömme gibi dini faaliyetler durdurulur. Kiliseler kapatılır.

  • Papaların, siyasi güce sahip olması (Kralların papanın elinden taç giyip otoritesini onaylatması bunun en önemli göstergesiydi.)
  • Matbaanın etkisi ( İncil çok sayıda basıldı. Okuma yazma bilenlerin sayısı arttı. İncil, Latince’den Almanca, Fransızca ve İngilizce ’ye çevrildi. Bunları okuyanlar uygulamalar ile İncil’in birbirine uymadığını gördüler.)
  • Rönesans’ın etkisi (Rönesans hareketleri sonucu dini hayatta serbest düşünce ortaya çıktı. Özgür düşünce ile kilisenin İncil ile bağdaşmayan uygulamaları acımasızca eleştirildi.

2. REFORMUN GELİŞİMİ
XVI. yüzyılın başlarında büyük hümanist bilgin Erasmus ahlaki yozlaşmaya ve boş inançlara karşı Katolik Kilisesi’nde liberal reformun gerekliliğini savunarak, Hz. İsa’nın örnek alınmasını önermiştir. Luther’in başlattığı Reform hareketlerinin başarıya ulaşmasında Alman prenslerin desteği ve Rönesans ile birlikte ortaya çıkan özgür düşünce ortamının etkisi olmuştur. Katolik bir papaz olan Martin Luther, 1517’de Wittenberg Kilisesi’nin duvarına astığı bildirisinde; Tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini, öbür dünyada esenliğe kavuşmak için imanın yeteceğini, endüljans satın alarak kimsenin günahlarından kurtulamayacağını, kulların günahlarını ancak Tanrı’nın bağışlayabileceğini açıkladı. Bunun üzerine Papa, Luther’i aforoz etti. Luther’in aforoz kâğıdını halkın önünde yakması üzerine, papalık Luther’in yakılarak öldürülmesi kararını verdi. Bu karar üzerine Saksonya dükü Frederik, Luther’i korudu. Luther’in İncil’i Almanca’ya çevirmesi ile Protestanlığın hem Almanya’da hem de hem de Avrupa’da yayılmasına neden oldu. Papalık ve Katolikliği savunan Roma-Germen İmparatoru Şarlken ile Luther’i savunan Alman prenslikleri arasında yaşanan çatışmalar sonunda Katolikler Augsburg (Ogsburg) Antlaşması’yla (1555) Protestan mezhebinin varlığı resmen tanındı.

  • Şarlken 1555 Augusburg (Ogusburg) antlaşması ile Protestanlığı tanıdı.
  • Fransa’da Kalvin Kalvenizm’i kurdu. 1572’de Bartolomeus (Bartelmi) gecesinde 40 bin Kalvenist öldürüldü. Mezhep çatışmaları Fransa’da 1598’de Nant Fermanı ile son buldu.
  • Reformu İngiltere’de Kral VIII. Henri başlattı. Anglikan Kilisesi’ni kurarak Katolik Roma Kilisesi ile bağlarını kopardı. İngiltere’de Anglikanizm kabul edildi.
  • İskoçya’da Presbiteryenlik, İsveç, Norveç, Danimarka’da, Protestanlık mezhebi kabul edildi.

3. REFROMUN SONUÇLARI

    1. Avrupa’da mezhep birliği bozuldu. Katolik mezhebinin yanı sıra Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.
    2. Papalara ve din adamlarına güven ve bağlılık azaldı.
    3. Katolik kilisenin otoritesi sarsıldı. Bozulan imajını düzeltmek için kendi içinde düzenlemeler yaptı.
    4. Papa krallar üzerindeki etkisini kaybetti.
    5. Kilise, topraklarını büyük ölçüde kaybetti.
    6. Eğitim ve öğretim kilisenin elinden alınarak laik eğitim sistemi kuruldu.
    7. Kültürel bilimsel gelişmelerde kilise etkisinin azalmasıyla daha serbest bir ortam oluştu.

3. Ünite: XVII. Yüzyılda Asya ve Avrupa

1. XVII. YÜZYILDA AVRUPA, ASYA VE OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMU
a. Avrupa’nın Genel Durumu
XVII. yüzyılda Avrupa devletlerinde yönetim şekli olarak mutlak monarşi hâkimdi. Coğrafi keşiflerin etkisiyle ekonomik yönden zenginleşen ve gelişen Avrupa’da İngiltere, Fransa, İspanya, Hollanda, Portekiz sömürgecilik yarışı içine girdiler.
Uzak Doğu ve Hindistan bölgesi ile Atlas Okyanusu limanları bu dönemde Avrupa devletlerinin yeni paylaşım bölgeleri olmuştur. Bu rekabet Avrupa devletleri arasında savaşlara neden olmuştur. (Otuz Yıl Savaşları)

b. Asya’nın Genel Durumu
XVII. yüzyılda Rusya, Asya’da güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmıştır. Altın Orda Devleti’nin yıkılmış ve bu devletin toprakların üzerinde Özbekler güçlenmiştir. Yine bu dönemlerde Kazak Hanlığı, Kırgız, Kaşgar ve Babür Devleti özellikle Orta
Asya ve Hindistan’da hem önemli bir siyasi güç olmuşlar hem de Türk kültürünün bu bölgede yaşamasına ve yayılmasına katkıda bulunmuşlardır.

c. Osmanlı Devleti’nin Genel Durumu
XVII. yüzyılda bütün Balkan yarımadası dâhil olmak üzere Polonya’nın güneyinden Kafkasya’ya; Kuzey Afrika ve Habeşistan’dan Mora’ya ve Dalmaçya kıyılarına kadar olan bölge Osmanlı Devleti’nin denetimindeydi.
XVII. yüzyıldaki ayaklanmalarda özellikle merkezi otoritenin zayıflamasının etkileri
görülmektedir. Veraset sistemindeki değişiklik merkezi otoritenin bozulmasının en önemli nedenlerindedir.
I. Ahmet döneminde uygulanmaya başlanan “ekber ve erşed” sistemi ile taht kavgaları önlenmek istenmiştir. Ancak şehzadelerin sancağa çıkma usulleri ortadan kaldırılmıştır. Yönetim tecrübesinde yoksun kalan şehzadeler, padişah olunca otorite kurmakta zorlanmıştır. Saray kadınlarının ve devlet adamlarının etkisinde kalmasında neden olmuştur

2. XVII. YÜZYILDA OSMANLI-AVUSTURYA VE OSMANLI-İRAN İLİŞKİLERİ
a. Osmanlı-Avusturya İlişkileri
Kanuni döneminde oluşturulan barış ortamı 1593’te sınır ihlalleri ve vergi yüzünden ilişkiler bozuldu. III. Mehmet döneminde 1596 Haçova Meydan Muharebesi’nde Osmanlı ordusu Avusturya’yı yendi. Kanije ve Estergon Kaleleri alındı. 1606 yılına kadar süren savaşlar sonunda 1606 Zitvatorok Antlaşması imzalandı.
Buna göre;
Eğri, Kanije ve Estergon Kaleleri Osmanlı Devleti’ne bırakıldı.
Avusturya savaş tazminatı ödedi.
Avusturya arşidükası bundan böyle Osmanlı padişahına eşit sayılacak ve kendisine ceasar (imparator) denecekti.
NOT: Osmanlı Devleti’nin Avusturya üzerinde üstünlüğünü kaybetmesinin nedeni;
1. Celali ayaklanmaları
2. İran ile yapılan savaşların devam etmesidir.

b. 1555 Sonrası Osmanlı-İran İlişkileri
1590 Ferhatpaşa Antlaşması ile Osmanlı Devleti Doğu’da en geniş sınırlara ulaşmıştır.
XVII. Yüzyılda I. Ahmet, II. Osman ve IV. Murat dönemlerinde İran ile mücadele edilmiştir. 1603-1612 yılları arasında yapılan savaşlar 1612 Nasuh Paşa Antlaşması ile, 1614-1618 yılları arasındaki savaşlar 1618 Serav Antlaşması ile 1635-1639 yılları arasındaki savaşlar ise 1639 Kasrışirin Antlaşması ile sona ermiştir.
NOT: Osmanlı Devleti’nin İran ve Avusturya ile yaptığı savaşlar ülkede askeri yapının ve ekonomik düzenin bozulmasına neden olmuştur.

3. İÇ İSYANLAR
İç İsyanların Genel Nedenleri
1. Veraset sistemindeki değişiklikler (Siyasi)
2. Yönetimde saray adamlarının ve valide sultanların etkili olması (Siyasi)
3. Rüşvet ve adam kayırmanın artması (Siyasi)
4. Yeniçeri ocağının bozulması (Askeri)
5. Halktan ağır vergiler alınması ve köylünün toprağının terk etmesi (Ekonomik)
6. Tarımsal üretimin azalması (Ekonomik)
7. Tımar sistemin bozulması (Askeri ve Ekonomik)
8. Ordunun bozulması (Askeri)
9. Savaşların uzun sürmesi ve masrafların artması (Ekonomik)

a. İstanbul Ayaklanmaları
İstanbul isyanları kapıkulu askerlerinden yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır

Temel Nedeni: Merkezi otoritenin zayıflamasıdır.
Diğer Nedenleri:
1. Devlet yönetimindeki otorite boşluğundan yararlanan yeniçeri ağaları ve saray kadınlarının yönetimi olumsuz yönde etkilemeleri
2. Kapıkulu sisteminin değişmesi ve ocağa askerlikle ilgisi olmayan kişilerin alınması
3. Kapıkulu askerlerinin maaşlarının zamanında ödenmemesi veya ayarı düşük paralarla ödenmesi
4. Yeniçerilerin cülus bahşişi almak için sık sık padişah değiştirmek istemeleri
5. Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtması
6. Yeniçeri ve sipahilerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyen padişah ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri
7. Kapıkulu askerlerinin disiplin altında tutulamaması
8. “Ocak devlet içindir” anlayışının yerine “Devlet ocak içindir” anlayışının hâkim olması.

İstanbul isyanları devlet düzenini değiştirmeye yönelik olmayıp, yönetimdeki şahıslara karşı yapılmıştır.
İstanbul isyanları Fatih döneminde başlamış III. Murat, II. Osman, IV. Murat ve IV. Mehmet dönemlerinde de çıkmıştır.
Sonuçları:
1. Merkezi otorite zayıfladı.
2. Yönetimde ordunun etkisi arttı.
3. Islahat hareketleri başarılı olamadı.
4. Sık sık idareciler değişti.
5. Padişahların yönetimdeki etkisi azaldı.
6. Halkın orduya karşı olan güveni azaldı.
7. İstanbul’da huzur ve güven bozuldu.

b. Celali Ayaklanmaları
XVII. yüzyılda Anadolu’da çıkan isyanlara “Celali İsyanları” denilmiştir.
Temel Nedeni: Ekonominin bozulmasıdır.
Diğer Nedenleri:
1. Eyaletlerde devlet yönetiminin bozulması ve vergi toplamada adaletsiz davranılması
2. Dirlik sisteminin bozulması ve dirliklerin dağıtımında haksızlıkların yapılması
3. XVII. Yüzyılda savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlanmasından dolayı askerden kaçanların Anadolu’da eşkıyalığa başlaması
4. Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu halkıyla kaynaşamamaları
5. Merkezi otoritenin zayıflaması
6. Kadı ve sancak beylerinin kanunlara aykırı hareket ederek halkı zor duruma düşürmeleri
7. Uzun süren Osmanlı-İran ve Osmanlı-Avusturya savaşlarının halkı yıpratması
NOT: İlk Celali isyanı Yavuz döneminde meydana geldi.

Celali isyanları içinde devleti en çok uğraştıranlar:
Karayazıcı, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Kör Mahmut, Katırcıoğlu ve Gürcü Nebi isyanları.
Sonuçları:
1. Vergiler düzenli toplanamadığı için devlet gelirleri düştü.
2. Kırsal kesimde güvenlik kalmadı, köylü toprağını terk etti.
3. Üretim azaldı, tarım ve hayvancılık geriledi.
4. Anadolu’nun büyük bir kısmı harabe haline geldi.
5. İsyancılardan, askerlerden ve halktan birçok insan hayatını kaybetti.
6. Avusturya ve İran savaşlarını olumsuz yönde etkiledi.

c. Eyalet Ayaklanmaları
Merkezi otoritenin zayıflamasından faydalanan eyalet yöneticileri imparatorluktan ayrılmak amacıyla Yemen, Bağdat, Basra, Trablusgarp, Kırım, Eflak, Boğdan ve Erdel’de çıkan isyanlardır. Devlet bu isyanları zorlukla bastırdı.

4. AVRUPA’NIN GELİŞİMİNE SEYİRCİ KALAN OSMANLI
Günümüz Avrupa’sının siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal temelleri, XV. yüzyıldan başlayarak atılmaya başlamıştır. İnsan hakları ve demokratikleşme çabaları, özellikle İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği devletlerarasında yarış başlamıştır. Reform ve Rönesans, Avrupa’da köklü değişikliklere yol açmış. Özgür düşünce ve bilim alanındaki çalışmalar devletlerin gelişmesini sağlamış ve Avrupalı devletlerarasında rekabete yol açmıştır.
Avrupalı devletler arasında rekabet Coğrafi Keşiflerin başlamasına sömürgecilik faaliyetlerinin başlamasına yol açmıştır. Coğrafi keşifler sonucunda ticaret yolları yön değiştirmiştir. Osmanlı devleti iç çalkantılar ve dış savaşlar nedeniyle gelişmelere ilgisiz kalmıştır.

a. Coğrafi Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri
Coğrafi keşifler nedeniyle ticaret yollarının yön değiştirmesi Akdeniz ticaretinin önemini kaybetmesine yol açmıştır. Coğrafi keşifler sonucunda Avrupa’ya bol miktarda altın ve gümüş girmiştir. Altın ve gümüşün Osmanlı piyasasında kullanılmaya başlanması ile Osmanlı ekonomisi büyük zarar görmüştür. Piyasada pahalılık ve enflasyon yaşanmasına neden olmuştur.

b. Avrupa’ya Tavizler Verilmesi
Coğrafi keşiflerle birlikte Avrupalı devletler denizcilik alanında geliştiler. Keşiflerle beraber gelen ekonomik zenginlik deniz ticaretinin gelişmesin, gelişen deniz ticareti de Avrupalı devletlerin ekonomik anlamda daha da güçlenmesine neden olmuştur.
Osmanlı Devleti deniz ticaretini canlı tutmak ve ekonomik kaybı önlemek için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar vermek zorunda kaldı. Gümrük vergilerinin düşürülmesi, ticarette serbestlik içeren bu kapitülasyonlar sonunda vergi gelirlerinde kayıplar oldu. Piyasaya ucuz Avrupa malları hâkim oldu. Avrupa mallarının Osmanlı coğrafyasında yaygınlaşması Osmanlı üreticisine büyük darbe indirdi.

c. Yeni Ekonomik Model: Merkantilizm
Coğrafi keşifler neticesinde XVII. Yüzyıl Avrupa’sında yeni bir ekonomik model ortaya çıktı. Gelirlerini daha çok artırabilmek için Avrupalı devletlerin geliştirdiği merkantilizme göre bir ülke ne kadar çok madene ve paraya sahipse o kadar zengin sayılıyordu. Zengin devlet statüsünde yer almak isteyen Avrupalı devletler iç ve dış ticarete önem verdiler. Yeni yollar bulma ve 4 sömürgeler sayesinde ham madde ve Pazar sahibi olma isteğinin altında yatan etken de budur. Bir diğer etkense gelir düzeyini ve tüketim isteğini artırmaktır.

Osmanlı Devleti’nin Avrupalı devletlere tanımış olduğu kapitülasyonlar sonucunda Osmanlı piyasası Avrupalı mallara dolmaya başladı. Osmanlı’da üretim çökerken ithal mallar Osmanlı piyasasını ele geçirdi. Ortaya çıkan yeni ekonomik model merkantilizm ile gelişirken, gelişmeleri takip Osmanlı Devleti süratle çökmeye başladı.

XVII. Yüzyıl Islahatları

1. II. OSMAN (GENÇ OSMAN) DÖNEMİ VE ISLAHATLARI

  • Şeyhülislam’ın fetva vermek dışındaki yetkilerini elinden aldı. Böylece ilmiye sınıfının devlet işlerine karışmasını önlemiştir.
  • Maliyeye önem verdi. Din adamlarına ve askerlere fazladan verilen paraları kesti.
  • Genç Osman, saray dışı evlilik yaparak sarayı halka açmaya çalışmıştır.
  • Genç Osman bu yönü ile sosyal alanda ıslahat yapan ilk padişahtır.
  • Başkenti İstanbul’dan Anadolu’ya taşımayı düşünmüştür.
  • İlk kez Yeniçeri Ocağını kaldırmayı düşünmüştür. Bunu haber alan yeniçeriler Genç Osman’ı öldürmüşlerdir. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 18’a bakın!)

Siyasi Olaylar

Lehistan’ın Osmanlı Devleti’ne bağlı Boğdan’ın iç işlerine karışması üzerine sefere çıkan II. Osman Hotin Kalesi’ni kuşattı. Ancak yeniçerilerin disiplinsizliği yüzünden alınamadı ve Lehistan ile 1621 Hotin Antlaşması imzalandı.
Buna göre;
* İki taraf birbirinin topraklarına saldırmayacak
* Lehistan, Osmanlı’ya bağlı Kırım Hanlığı’na vergi vermeye devam edecek

IV. MURAT DÖNEMİ (SİYASİ OLAYLAR-ISLAHATLAR)
* Devletin kötü gidişinin nedenleri ve bu kötü gidişin durdurulması için alınabilecek tedbirlere ilişkin devletin ileri gelenlerine raporlar hazırlattı. (Koçi Bey Risalesi bu alanda en önemlisidir.)
* IV. Murat, başta annesi Kösem Sultan olmak üzere ıslahatların önündeki engelleri ortadan kaldırdı.
* Yeniçeri içindeki zorbaları ortadan kaldırdı ve fazla olan yeniçeri sayısını azalttı. Böylece gücünü arttırarak askeri itaat altına aldı.
* Hak etmeyenlerden dirlikleri geri aldı.
* İçki ve tütün yasağı getirdi. Birlikte sokağa çıkma yasağını uyguladı.

Siyasi Olaylar
Venedik, Lehistan ve İran ile savaşlar yapılmıştır. İran, Osmanlı-Avusturya savaşlarını ve iç isyanları fırsat bilerek sık sık Osmanlı topraklarına saldırmaya devam ediyordu. Bu nedenle IV. Murat, İran üzerine bir 1635 diğeri ise 1638’de olmak üzere iki sefer düzenledi. Yapılan seferler sonunda Revan ve Bağdat alındı. IV. Murat Bağdat Fatihi olarak anıldı. İran’ın isteği üzerine 1693’da Kasrışirin Antlaşması imzalandı.
Buna göre;
* Bağdat Osmanlı’ya, Revan ve Azerbaycan’a İran’a bırakıldı.
* Zağros Dağları iki ülke arasında sınır oldu.

Tımar Sisteminin Bozulması

Temel Nedeni: Tımarların hak eden kişilere değil de rüşvet karşılığında başkalarına verilmesidir

XVII. YÜZYILDA AVRUPA’DA SİYASİ DURUM
Otuz Yıl Savaşları (1618 – 1648)

Bu savaşlar Reform hareketlerinin sonuçlarına bağlı olarak doğmuştur. Katolik Alman imparatoru ile Protestan Alman prensleri arasında başlayan savaşlara; İsveç, Fransa, Danimarka ve İspanya da katılmıştır. Fransa Katolik olmasına rağmen Almanya’nın güçlenmesini önlemek için Almanya’nın karşısında yer almıştır. İspanya ise bu savaşlar sırasında müttefiki Almanya ile birlikte hareket etmiştir. Bu savaşlar sonunda Katolik Alman imparatorluğu yenilmiştir. 1648 Westfelya Antlaşması ile 30 Yıl Savaşları sona ermiştir. (Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 19’a bakın!)

Westfelya Antlaşmasına göre;

1. Protestanlık resmen tanınırken, halka da mezhep özgürlüğü verildi.
2. Almanya, Prusya Dükalığı çevresinde birçok prensliğe bölündü.
3. Alsas – Loren Bölgesi Fransa’ya bırakıldı.
4. 1609′da kurulmuş olan Hollanda ve İsviçre’nin de bağımsızlıkları onaylandı.
5. İspanya ile de 1639′da Pirene Antlaşması yapılmıştır.

XVII. YÜZYILDA AVRUPA’DA BİLİM VE TEKNİK ALANDAKİ GELİŞMELER

Avrupa’da Rönesans ve Reform ile modern düşünce ortamı oluşurken akıl ön plana çıkmıştır. Bu sayede modern bilimin temelleri atıldı

XVII. Yüzyılda Bilime Yön Veren Bilim İnsanları
Kopernik: Polonyalı astronom ve matematikçidir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıklamıştır. (Açık Lise Tarih 3 Test 4 Soru 20)
Galile: Modern fiziğin ve teleskopik astronominin kurucularındandır.
Bacon (Beykın): İngiliz filozof ve devlet adamıdır.
Kepler: Alman gök bilimci, fizikçi ve matematikçidir.
Pascal (Paskal): Fransız matematikçi, fizikçi ve düşünürdür. 1642’de bir hesap makinesi icat etti.
Newton (Nivtın): İngiliz fizikçi, matematikçi ve astronomdur. Yer çekimini kanunu bulmuştur.

IV. Mehmet Dönemi (1648-1688)

1. IV. MEHMET DÖNEMİ ISLAHAT ÇALIŞMALARI

IV. Mehmet çocuk yaşta iken (6 yaşında) tahta geçmiştir. Kendisi yönetecek yaşa gelince kadar ülkeyi IV. Mehmet’in annesi (Hatice Tarhan Sultan) ve vezirler yönetmiştir.

2. IV. MEHMET DÖNEMİ SİYASİ OLAYLARI

IV. Mehmet’in Görevlendirdiği Bazı Devlet Adamları ve Yaptıkları Islahatlar Şunlardır:

Tarhuncu Ahmet Paşa
* Has ve zeamet gelirlerini doğrudan hazineye aktardı.
* Saray masraflarını kıstı ve hediyeler verilmesini azalttı.
* Modern anlamda ilk kez bütçe çalışması yaptı.
* Rüşvet alınmasını engelledi.
* Hazineye borçlu olanlardan tahsilat yaptı.
(Açık Lise Tarih 3 Test 2 Soru 20’ye bakın!)

Köprülü Mehmet Paşa

* Şartlar öne sürerek sadrazam olmuştur.
* Orduyu disiplin altına aldı.
* Görevini yapmayan memur ve askerin maaşını kesti.
* Donanmayı düzeltti.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa
* Devlet giderlerini kıstı.
* Bütçe açığını azalttı.
* Orduyu yeniden düzenledi.
* Çemberlitaş’ta kütüphane kurdurdu.

XVII. Yüzyıl Islahatlarının Genel Özellikleri

1. Kuvvet ve şiddet yolu ile ülkede asayişin sağlanması yoluna gidilmiştir. Sorunların kökenine inilmediği için başarılı olunamamıştır.
2. Islahatlarda Avrupa örnek alınmamıştır.
3. Yeniçeri, ulema ve halkın tepkisi ile karşılaşmıştır.
4. Yönetim, hukuk ve teknik alanlarda ıslahat yapılmamıştır.
5. Islahatların ağırlık noktasını ordu ve ekonomi oluşturur.
6. Islahatların öncülüğünü padişah ve devlet adamları yapmış ve ıslahatlar şahıslara bağlı kalmıştır.

a. Osmanlı-Venedik İlişkileri

Osmanlı-Venedik ilişkileri 17. yüzyılda Girit adası yüzünden bozuldu.
Nedenleri:
● Girit teki korsanların Osmanlı gemilerine saldırması
● Girit’in önemli bir konumda bulunması
Osmanlı Devleti Venedik’e savaş açarak adayı kuşattı. Kuşatma 1645-1669 yılları arasında sürdü. 1669’da Girit’in fethedilmesi ile; Doğu Akdeniz ve Çanakkale Boğazının güvenliği sağlandı.
Not 1: Kuşatmanın uzun sürmesi hem Osmanlı maliyesini hem de donanmayı olumsuz etkiledi.
Not 2: Girit fethinin uzaması Osmanlı donanmasının eski gücünde olmadığını gösterdi.

b. Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Nedeni: Avusturya’nın Erdel Beyliğinin içişlerine karışmasıdır.
Sonucu: Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Uyvar Kalesini ele geçirdi. Avusturya’nın isteği üzerine 1664 Vasvar Antlaşması imzalandı.
Buna göre;
1. Uyvar ve Neograd Kaleleri Osmanlı’ya bırakıldı.
2. Avusturya savaş tazminatı ödedi.
3. Erdel, Osmanlı Devleti’ne bırakıldı.

c. Osmanlı-Lehistan İlişkileri

Lehistan’ın Osmanlı’ya bağlı Ukrayna Kazaklarına saldırmaları üzerine IV. Mehmet ve Fazıl Ahmet Paşa ordunun başında sefere çıktı Lehistan yenilmiştir. Bunun üzerine Lehistan ile 1672 Bucaş Antlaşması imzalandı. Buna göre;
● Podolya Osmanlı’ya bırakılacak
● Lehistan Osmanlı’ya vergi verecek
● Ukrayna, Osmanlı egemenliğindeki Kazaklara bırakıldı.
Önemi:
● Bu antlaşma, Osmanlı Devletinin topraklarına toprak kattığı son antlaşmadır.7
● Osmanlı Devleti Batı’da en geniş sınırlara ulaştı.

d. Osmanlı-Rusya ilişkileri

Osmanlı Devleti ile Rusya arasına yapılan ilk antlaşma 1678 Bahçesaray (Çehrin) Antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre; Özi (Dinyeper) Nehri iki devlet arasında sınır oldu.

e. II. Viyana Kuşatması (1683)

Katolik Avusturya Kralı I. Leopold, Protestan Macarları mezhep değiştirmeye zorluyordu. Macarlar Tököli İmre önderliğinde isyan ederek Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, padişah IV. Mehmet’i ikna ederek Avusturya meselesini halletmek için Avusturya üzerine sefere çıktı ve Viyana’yı kuşattı (1683). Viyana kuşatmasının uzun sürmesi üzerine Papa’nın desteği ile Fransız, Alman ve Lehlerden oluşan bir Haçlı ordusu Avusturya’nın yardımına geldi. Tuna nehrini tutmakla görevli Kırım Hanı Leh kuvvetlerine engel olmayınca Osmanlı ordusu yenildi. Merzifonlu, padişahın emri ile burada idam edildi.

f. Kutsal İttifak

Bu durumdan yararlanmak isteyen Papa’nın gayretleriyle Avusturya, Lehistan, Venedik, Rusya ve Malta kuvvetlerinden oluşan “Kutsal İttifak” kuruldu. Bu ittifak karşısında Osmanlı ordusu başarısız oldu. Osmanlı Devleti Karlofça Antlaşmasını imzaladı.

g. Karlofça Antlaşması (1699)

Maddeleri:
* Temeşvar ve Banat hariç tüm Macaristan ve Erdel Avusturya’ya bırakılacak
* Podolya ve Ukrayna Lehistan’a bırakılacak
* Mora, Dalmaçya kıyıları ve Ayamavra Adası Venedik’e bırakılacak
* Antlaşma 25 yıl geçerli olacaktır.
* Antlaşma Avusturya’nın kefilliği altında olacaktı.

Karlofça Antlaşması’nın Sonuçları

* Osmanlı Devleti’nin Batı’da bu kadar büyük ölçüde toprak kaybettiği ila antlaşmadır.
* Avrupa, Osmanlı Devleti’ne karşı savunmadan saldırıya geçti
* Türklerin Avrupa’da ilerleyişi durdu ve 1921 Sakarya Meydan Muharebesine kadar geriye çekiliş başladı

h. İstanbul Antlaşması (1700)

Rusya ile de Karlofça Antlaşmasını tamamlayıcısı İstanbul Antlaşması imzalandı.
Maddeleri
* Azak Kalesi Rusya’ya verilecekti.
* Rusya İstanbul’da sürekli elçi bulundurabilecekti.
Önemi: İstanbul Antlaşması ile Ruslar Azak Kalesi’ni alarak Karadeniz’e inme politikasında ilk adımını atmış oldular.

XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDE KÜLTÜR, BİLİM, SANAT VE MİMARİ

* Sultanahmet Camii (1609-1616)
* Sultan Ahmet döneminde yapılmıştır.
* Mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’dır.
* Avrupalılarca Mavi Cami olarak da adlandırılmaktadır.
* Caminin en dikkat çeken yanı 20.000 aşkın İznik çinisiyle bezenmiş olmasıdır.
* Sultanahmet Cami, Türkiye’nin altı minareli ilk cami olma özelliğini taşımaktadır.

Sanatçılar ve Bilim İnsanları:

Evliya Çelebi:

XVII. yüzyılda yaşamış ünlü Türk gezgindir. Seyahatname adındaki 10 ciltlik eserinde gezip gördüğü ülkelerin coğrafyası, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi verir.

Kâtip Çelebi:

Tarih, coğrafya, felsefe alanında çalışmalar yapmıştır. En önemli eseri Cihannüma’dır.

Nâbî:

Toplum ve sosyal hayatla ilgili şiirler yazmıştır. Hayrabad ve Tuhfetü’l Harameyn en önemli eserleridir.

Naima:

Osmanlı Devleti’nin ilk resmi tarihçisidir. Eseri Naima Tarihi’dir.

Nef’i:

Türk edebiyatının en önemli hiciv şairlerindendir. Siham-ı Kaza önemli bir eseridir.

AÖL Tarih 3 Dersi Konu Anlatımı 2015-2016 Eğitim Yılına Uygundur

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Admin'in Notu: Arkadaşlar. çözdüğünüz testlerle ilgili yorum yazarak bize çalışmamızda yol gösterin. Hangi dersten test eklenmesini istediğinizi, hangi testleri çözdüğünüzü kendi adınız veya nickname'inizle yorum yazarak belirtirseniz sevinirim.


Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 8 Ocak 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın