2. Mahmut Dönemi Siyasi Olayları

yorumsuz
1.100

II. MAHMUT DÖNEMİ SİYASİ OLAYLARI

1.  MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ VE İSYANLAR

  • Sırp İsyanı

Sırbistan Fatih zamanında alınmıştı. Sırplar diğer gayrimüslimler gibi büyük bir hoşgörüyle dillerinde, dinlerinde, geleneklerinde serbest bırakılmıştı. Ticaretle uğraşırlar ve askerlik yapmazlardı. Kendilerinden Osmanlı kanunlarının koyduğu miktar dışında vergi alınmazdı. Ancak bu durum XVII. yüzyıldan itibaren değişmeye başladı. Osmanlı-Avusturya savaşlarında Sırp topraklarının el değiştirmesi ve Sırbistan’ın savaş alanı olması, Sırp halkının rahat ve huzurunu bozmuştu. Osmanlı Devleti’nde yönetim alanında görülen bozulmalar Sırbistan’da da etkili olmuştu. Bu durumdan yararlanmak isteyen Ruslar ve Avusturyalılar, Sırbistan’a gönderdikleri casuslarla onları Osmanlı Devleti aleyhine kışkırttılar. Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik, özgürlük, bağımsızlık, eşitlik ilkeleri de Sırplar üzerinde etkili oldu.

Sırplar Kara Yorgi önderliğinde ayaklandılar (1804). Bu sırada Osmanlı Devleti, Rusya ile savaştığı için bu isyana gereken önemi veremedi. Ruslar, isyan sırasında Sırplara yardım ettiler. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Bükreş Antlaşması’yla (1812) bazı ayrıcalıklar elde etti. Böylece Sırplar, Osmanlı Devleti’nden ayrılmak için ayaklanan ve ayrıcalık elde eden ilk topluluk oldu. 1829 Edirne Antlaşması’yla özerklik kazanan Sırplar, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması’yla da bağımsız oldular.

  • Yunan İsyanı (Megalo İdea)

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan azınlıklar içinde en ayrıcalıklı durumda olanlar Rumlardı. Rumlar daha çok Mora Yarımadası ve çevresindeki adalarda otururlardı. Dil, din ve ticaret özgürlüğüne sahip olan Rumlar refah içerisinde yaşarlardı. İstanbul’da oturan Rumlardan bazıları Eflak ve Boğdan voyvodalıklarına atanırlar, Divanıhümayun ve elçilik tercümanlığı yaparlardı. Rumlar Osmanlı bayrağı altında Akdeniz ticaretini büyük ölçüde ellerine geçirmişler ve çok zengin olmuşlardı.

Rumlar XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Bizans İmparatorluğu’nu yeni- den kurmak ve Yunanistan’ın bağımsızlığını sağlamak için cemiyetler kurmaya ve okullar açmaya başladılar. Fransız İhtilali Rumlar arasında milliyetçilik ve bağımsızlık düşüncesini güçlendirdi. Gizli olarak kurulan Etnikieterya Cemiyeti, İstanbul’da ve Rumların yaşadığı yerlerde şubeler açtı. Rus çarının da desteğini alan bu cemiyet, Rumlar arasında bağımsızlık   düşüncesini yaydı.

Rumların ilk isyanı 1820’de Eflak’ta başladı. Rumlar Eflak’taki ayaklanmayla Ruslardan destek almayı amaçlıyorlardı. Ancak Eflak halkı, Rumları sevmedikleri için bu isyana destek vermediler. Osmanlı Devleti isyanı kısa sürede bastırdı.

Rumlar ikinci isyanı Mora’da çıkardılar(1821). Mora’da yaşayan Müslüman halkı katlettiler. Rum isyanı Avrupa’da da büyük bir ilgi ve heyecan uyandırdı. Avrupalılar Rumlara eski Yunan uygarlığını kuranların torunları olarak bakıyordu. Avrupalılar kurdukları derneklerle isyancılara para ve malzeme yardımı yaptılar. Avrupa’nın birçok ülkesinden gönüllüler Osmanlılara karşı savaşmak için Mora’ya geldi. Avrupalıların maddi ve manevi olarak destek verdiği Rum isyanı kısa sürede büyüdü ve Ege Adalarına yayıldı. II. Mahmut isyanı bastıramayınca Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Mehmet Ali Paşa, Mora ve Girit valiliklerinin de kendisine verilmesi karşılığında yardım isteğini kabul etti. Oğlu İbrahim Paşa’yı Mora’ya gönderdi ve isyan kısa sürede bastırıldı (1827).

Yunan isyanının bastırılması İngiltere, Fransa ve Rusya’yı harekete geçirdi. Mehmet Ali Paşa gibi kuvvetli bir valinin Mısır’dan sonra Doğu Akdeniz’de de etkin olması bu bölgede önemli çıkarları olan bu devletleri rahatsız etti. İngiltere, Fransa ve Rusya aralarında anlaşarak bağımsız bir Yunan devletinin kurulmasına karar verdiler. Daha sonra Osmanlı Devleti’ne bir ültimatom vererek Yunanistan’ın bağımsızlığını istediler. Osmanlı Devleti bunu iç işlerine bir müdahale sayarak reddetti. Bunun üzerine bu üç devlet isteklerini zorla kabul ettirmek için harekete geçtiler. Mora’da Osmanlı donanmasının bulunduğu Navarin Limanı’na baskın yaparak donanmayı yaktılar (1827).

Osmanlı Devleti bu olayı protesto etti ve donanmasını batıran bu devletlerden tazminat istedi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açtı (1828). Bu sırada Osmanlı Devleti, Rusya ile savaşacak durumda değildi. 1826’da kaldırılan Yeniçeri Ocağı’nın yerine kurulan Asakir-i mansure-i muhammediye ordusu henüz kurumsallaşmamıştı. Donanma ise Navarin’de yakılmıştı.

Ruslar bundan yararlanarak doğudan ve batıdan Osmanlı topraklarına saldırı başlattı (1828). Doğuda Erzurum, batıda Edirne Rus işgaline uğradı. Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. 1829 yılında Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması’na göre:

  • Yunanistan bağımsız olacak,
  • Prut Nehri , Osmanlı Devlet ile Rusya arasında sınır olacak,
  • Eflak, Boğdan ve Sırbistan özerk hâle gelecek,
  • Rus ticaret gemileri Boğazlardan serbestçe geçebilecek,
  • Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecekti.

DEĞİŞEN ŞARTLARA GÖRE AVRUPA DEVLETLERİNİN OSMANLI POLİTİKALARI

  • Viyana Kongresi

Fransa’da Napolyon Bonapart 1804 tarihinde kendisini imparator ilan ettikten sonra bütün Avrupa’yı hâkimiyeti altına almak için Avusturya, İngiltere ve Rusya ile savaştı. 1815 yılına kadar devam eden savaşlar sonunda Napolyon yenildi. Napolyon’un değiştirdiği Avrupa haritasını yeniden çizmek, siyasi dengeleri düzenlemek ve Avrupa’nın geleceğini belirlemek için Viyana’da bir kongre toplandı (1815). Osmanlı Devleti’nin çağrılmadığı kongreye İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya ve Prusya katıldı. Kongreye Avusturya Başbakanı Meternik başkanlık etti. Viyana Kongresi sırasında İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya aralarında dörtlü ittifak grubunu kurarak Meternik sistemi adı verilen bir politika oluşturdular. Buna göre Fransız İhtilali’nin getirdiği özgürlük ve milliyetçilik akımının etkisiyle Avrupa’nın neresinde bir ayaklanma çıkarsa bu ayaklanma birlikte bastırılacaktı. 1815’ten 1827 yılına kadar geçen süre Avrupa’da yeniden düzenlemek anlamına gelen restorasyon dönemi olarak adlandırılır.


Fransız İhtilali’nin getirdiği düşüncelerin yayılmasına karşı birlikte hareket eden bu devletler, Osmanlı Devleti söz konusu olduğunda bu kararlarını dikkate almadılar. Yunan isyanına destek vermekten başka Navarin Limanı’nda bulunan Osmanlı donanmasını da yaktılar.


Şark Meselesi (Doğu Sorunu)

Şark meselesi kavramı ilk kez Viyana Kongresi (1815) sırasında kullanılmıştır. Bu deyim Türklerin 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya yerleşmeye başlamalarından 1923 tarihine kadar geçen dönemde Avrupalıların, Türk- İslam dünyasına karşı izledikleri politikayı ifade eder. XIX. yüzyılda Avrupa devletleri, artık Osmanlı Devleti’nin kendi gücüyle ayakta duramayacağına inanıyordu. Osmanlı Devleti’nin beklenmedik bir anda yıkılması kendi aralarında büyük çatışmalara neden olabilirdi. Bunun için bu yüzyılda Osmanlı toprak bütünlüğünden yana bir politika takip ettiler. Şark meselesi genel olarak XIX. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün korunması, ikinci yarısında Avrupa’daki topraklarının paylaşılması, XX. yüzyılda da bütün topraklarının paylaşılması anlamında kullanıldı.

Önceki konu:

2. Mahmut Dönemi Islahatları

Sonraki konu:
Mısır Sorunu ve Mehmet Ali Paşa İsyanı

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Admin'in Notu: Arkadaşlar. çözdüğünüz testlerle ilgili yorum yazarak bize çalışmamızda yol gösterin. Hangi dersten test eklenmesini istediğinizi, hangi testleri çözdüğünüzü kendi adınız veya nickname'inizle yorum yazarak belirtirseniz sevinirim.


Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 17 Şubat 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın