19. yüzyılda Osmanlı Devleti Sosyo-Kültürel Yapısı

yorumsuz
1.259

19. yüzyılda Osmanlı Devleti Sosyo-Kültürel Yapısı

19. yüzyıl Osmanlı Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişimler

XIX. yüzyılda Osmanlı nüfusunda iki olgu birden yaşanıyordu. Bir taraftan Osmanlı genel nüfusu azalırken diğer taraftan daralan Osmanlı sınırları içindeki Müslüman Türk nüfusu gitgide artmaktaydı. Genel nüfusun azalması toprak kayıplarına, Müslüman Türk nüfusun artması ise kaybedilen topraklardan gelen göçlere bağlıydı. XIX. yüzyılda özellikle Osmanlı- Rus savaşlarından sonra yüz binlerce Türk, Anadolu’ya göç etti. Kırım Savaşı’ndan (1853 -1856) sonra 600.000 kişi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yaklaşık 1.000.000 kişi Anadolu’ya göç etti.

Osmanlı Devleti XIX. yüzyılda ağır ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya olmasına rağmen yaşadıkları ülkelerden çeşitli nedenlerden dolayı göç eden insanlara da kucak açtı. 1763 yılında Lehistan kralının ölümüyle Rusya’nın bu ülkeye müdahalesi üzerine çıkan karışıklıktan kaçan çok sayıda Lehistanlı, Osmanlı Devleti’ne sığındı.

1848 yılında Fransa’da başlayan ihtilal Avusturya’ya da sıçradı. Avusturya’nın işgali altında yaşayan Macarlar yönetime karşı ayaklandılar. Avusturya isyanın bastırılması için Rusya’dan yardım istedi. Rus ordusu karşısında tutunamayan Macarlar ve onlara yardım eden Lehliler, Osmanlı topraklarına sığındı. Avusturya ve Rusya bunların geri verilmesini istedi. Osmanlı Devleti bu mültecileri geri vermedi. Bu mültecilerin bir kısmı Osmanlı topraklarına yerleşti.

XIX. yüzyılda ulaşım teknolojisinin gelişmesi ve dış pazarlarla ilişkiler kurulması Osmanlı Devleti’nde şehirleşmenin hız kazanmasına ortam hazırladı. İstanbul’un nüfusu XIX. yüzyılın başında 350.000 iken, yüzyılın sonunda bir milyonu aştı. Bu yüzyılda şehirlerin yapısında da değişmeler gözlenmektedir. Ulaşımın buharlı gemiler ve demir yolu ile yapılmaya başlaması, istasyon, rıhtım, depo ve otellerin inşasına neden oldu. Yabancı sermayenin Osmanlı ülkesine girmesi, şehirlerin belli yerlerinde bankalar ve iş hanlarının inşa edilmesine yol açtı. Büyük şehirlerde Batılılaşmanın sonucu olarak lüks eşya satan dükkânlar, tiyatro binaları ve eğlence yerleri ortaya çıktı. Bu durum İstanbul’daki günlük hayat üzerinde de etkili olmaya başladı. Günlük hayatta elektrik kullanılmaya başlandı. Elektrikli tramvay, hayatı kolaylaştırdı. Telgraf ve telefon kullanımı başladı. İlk otomobiller de şehir hayatında yerlerini aldılar. Bu gelişme klasik Osmanlı şehrinin sosyal yapısını da değiştirdi. Ayrı mahallelerde oturan Müslüman ve gayrimüslim topluluklar artık aynı mahallelerde yaşamaya başladılar. Üst tabakada Avrupa tarzı eğlence hayatı ve Avrupa malı kullanma eğilimi hızla gelişti.

2. Mahmut, İstanbul’un fethinden itibaren Osmanlı padişahlarının oturduğu Topkapı Sarayı’ndan Beşiktaş Sarayı’na taşındıktan sonra burasını Batı tarzı kanepe, koltuk, sandalye ve masalarla döşetti. Avrupalı bir hükümdar gibi giyinmeye başladı. Bir süre sonra bakanlar, subaylar ve bürokratlar da Batı tarzı pantolon, ceket ve üniforma giymeye başladılar. Din adamları dışındaki memurlara fes giyme zorunluluğu getirildi.

Osmanlı toplumunda XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı âdetleri ve anlayışı yaygınlaştı. Alafrangalık denilen bu anlayış toplumun daha çok üst tabakası arasında kabul görüyor ve benimseniyordu. Alafrangalığın ortaya çıkmasında Kırım Savaşı da etkili oldu. Bu savaş sırasında(1853-1856), Osmanlı ordusuyla aynı safta savaşan Fransız ve İngiliz askerleri, Batı kültürü ve hayat tarzının tanıtımında etkili oldular. Batı ile ilişkilerin artması, yabancı dil öğrenmeye ilgiyi artırdı. Yabancı dil bilme memuriyette terfi nedeni olmaya başlayınca varlıklı aileler çocuklarına yabancı dil öğretmek için yabancı mürebbiyeler getirttiler. Bunlar kalfa ve dadıların yerini almaya başladılar. Yönetici ve varlıklı kesimin eğlence anlayışında da Batı’nın etkisi görülmeye başladı. Bu kesim tiyatro ve operaya gitmeye, Mozart ve Rossini’nin melodilerini, Avrupa’nın klasik müziğini dinlemeye başladılar. İstanbul dışında yaşayan Osmanlı Türkleri ise geleneksel yaşantılarını sürdürüyorlardı.

OSMANLI DEVLETİ’NDE BASIN-YAYIN HAYATINDAKİ GELİŞMELER

19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde basın ve yayın hayatında da önemli gelişmeler meydana geldi. Osmanlı Devleti’nde ilk gazete 1794 yılında basılan Gazette Française de Constantinople’dur. Fransız İhtilali haberlerini, Türkiye’deki Fransızlara duyurmak amacıyla çıkarılmıştır. Türkiye’de ilk Türkçe gazete devlet işleriyle, ülkedeki ve dünyadaki gelişmeleri haftada bir halka duyurmak amacıyla çıkarılmış resmî   bir gazete olan Takvimivakayi’dir. Mahmut zamanında çıkarılan bu gazete Türkçe ve Fransızca olarak basılmıştır. Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra 1840 yılında Cerideihavadis adlı ikinci bir gazete çıkarıldı. Başyazarı Şinasi olan ve bir fikir gazetesi özelliği taşıyan Ceride-i Havadis hükümetten yardım gören resmî bir gazetedir.

Türkler tarafından çıkarılan ilk özel gazete ise Tercüman-ı Ahval’dir. Bu gazete Şinasi’nin yardımıyla Agâh Efendi tarafından 1860’ta çıkarılmıştır. Bunlardan başka Tasvir-i Efkâr (1861), Muhbir (1866), İbret (1871), Tercüman-ı Hakikat (1878), XIX. yüzyıl Osmanlı basın ve yayın hayatında iz bırakmış önemli   gazetelerdir.

İlk Türk dergisi ise 1850’de yayınlanan Vekay-ı Tıbbiye’dir. 1862’de Mecmua-i Fünun yayınlanmaya başlamış, 1872’de Teodor Kasap ilk mizah dergilerinden olan Diyojen’i çıkarmıştır. Osmanlı ülkesinde basın-yayın hayatının hareketlenmesi ve yönetime karşı eleştirilerin artması üzerine 1864 yılında Matbuat Nizamnamesi çıkarıldı. Bununla gazete kapama, para ve hapis cezaları uygulaması başlatıldı.

1. Meşrutiyet’in sona ermesi üzerine Avrupa’ya giden Ali Suavi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Agâh Efendi gittikleri yerlerde Muhbir, Ulum, Hürriyet, İttihat gibi gazeteler çıkararak, hükümeti eleştiren yazılar yazdılar. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra basın ve yayın hayatında yeniden canlanma başlamış, yeni gazete ve dergiler yayımlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nde basın-yayın alanında kadınlar da yer aldı. Fatma Aliye, Emine Semiye, Şair Nigar, Fatma Kevser kadın yazarların öncüsü oldular. Osmanlı Devleti’nde ilk kadın dergisi 1869 yılında çıkan Terakkiimu- hadderat (Kadınların Yükselişi) dergisidir. Bu dergide kadınların eğitim görmesinin önemi vurgulanmıştır. 1886 yılında ise yazarların tamamı kadınlardan oluşan Şükufezar (Çiçek Bahçesi) dergisi yayımlanmıştır. 1895’te ise Hanımlara Mahsus Gazete çıkarılmıştır.

Bu dergi ve gazetelerde kadın sorunları, kadınların toplumsal hayata katılımı, aile, çocuk bakımı, ev idaresi gibi konular ele alınmıştır.

Önceki Konu:

Osmanlı’da Dağılmayı Önleme Çabaları

Sonraki konu:

Osmanlı’da Azınlık Okulları ve Yabancı Okullar

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Admin'in Notu: Arkadaşlar. çözdüğünüz testlerle ilgili yorum yazarak bize çalışmamızda yol gösterin. Hangi dersten test eklenmesini istediğinizi, hangi testleri çözdüğünüzü kendi adınız veya nickname'inizle yorum yazarak belirtirseniz sevinirim.


Etiketler:
Eklenme Tarihi: 19 Şubat 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın